Bir sanık, hem CMK m. 150/3 uyarınca (suçun cezasının alt sınırı 5 yıldan fazla olduğu için) zorunlu müdafii hem de kendi seçtiği vekaletnameli müdafii ile temsil edilmektedir. Duruşma sırasında, sanık ile vekaletnameli müdafii arasında bir anlaşmazlık çıkmış ve sanık, vekaletnameli müdafiini azletmiştir. Bu durumda, barodan atanan zorunlu müdafiin görevi, sanığın bir vekaletnameli müdafii kalmadığı için, kendiliğinden devam eder mi? Yoksa mahkemenin bu konuda yeni bir karar vermesi veya sanığa yeni bir müdafi seçme hakkı tanıması mı gerekir?
Bu durumda, barodan atanan zorunlu müdafiin görevi kendiliğinden devam eder. Süreç şu şekilde işler: CMK m. 156/3, 'Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer.' demektedir. Bu kuralın tersinden yorumu, sanığın kendi seçtiği müdafiin görevi sona erdiğinde (azil, istifa vb.), zorunlu müdafilik şartları (somut olayda suçun niteliği) hala devam ediyorsa, baro tarafından atanan müdafiin görevinin yeniden canlanacağıdır. Sanık, vekaletnameli müdafiini azlettiği anda, 'müdafii bulunmayan' bir sanık konumuna geri döner. Yargılandığı suç, CMK m. 150/3 uyarınca zorunlu müdafilik gerektirdiği için, savunmasız kalması mümkün değildir. Bu durumda, daha önce atanmış olan ve görevi vekaletnameli müdafiin varlığı nedeniyle pasifize olmuş olan zorunlu müdafiin görevi, otomatik olarak yeniden aktif hale gelir ve sanığı temsil etmeye devam eder. Mahkemenin bu konuda yeni bir atama kararı vermesine gerek yoktur. Ancak, mahkeme sanığa, dilerse başka bir vekaletnameli müdafi seçme hakkı olduğunu hatırlatmalıdır. Eğer sanık yeni bir müdafi seçerse, o zaman zorunlu müdafiin görevi tekrar sona erecektir.