VUK m. 359/b'de düzenlenen 'sahte belge kullanma' suçu ile VUK m. 359/a-2'deki 'muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma' suçunun cezaları arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Savcı, bir eylemin 'sahte belge kullanma' olduğunu iddia ederek iddianame düzenlemiş, ancak mahkeme yargılama sonunda eylemin aslında 'muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma' suçunu oluşturduğu kanaatine varmıştır. Bu durumda, mahkeme sanık hakkında daha hafif cezayı gerektiren bu suçtan mahkumiyet hükmü kurarken, CMK m. 226 uyarınca 'ek savunma hakkı' tanıması gerekir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337321

Evet, ek savunma hakkı tanıması gerekir. Her ne kadar değişen suç vasfı, sanığın lehine (daha az ceza öngören bir suça dönüşme) olsa da, ek savunma hakkı sadece aleyhe değişiklikler için değil, suçun 'niteliğinin' değiştiği her durum için geçerli bir güvencedir. CMK m. 226'nın amacı, sanığın, hakkında nihai olarak hüküm kurulacak olan suçun unsurlarını, savunma stratejisini etkileyebilecek farklı yönlerini bilmesini ve buna göre yeni bir savunma yapabilmesini sağlamaktır. 'Sahte belge kullanma' suçu ile 'MIYB kullanma' suçu, unsurları itibarıyla birbirinden farklıdır. İlkinde, 'gerçek bir muamelenin hiç olmaması' ispatlanmalıdır. İkincisinde ise, 'gerçek bir muamelenin varlığı, ancak mahiyet veya miktarının yanlışlığı' ispatlanmalıdır. Sanık, ilk iddiaya karşı 'muamelenin gerçek olduğunu' savunurken, ikinci iddiaya karşı 'muamelenin miktarı veya mahiyetinin doğru olduğunu' savunmak zorunda kalacaktır. Bu, tamamen farklı bir savunma stratejisi gerektirir. Sanığa, davanın bu yeni hukuki çerçevesini bildirip, bu yeni suç vasfına karşı diyeceklerini sormadan hüküm kurmak, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Dolayısıyla, değişiklik sanık lehine de olsa, suçun niteliği değiştiği için ek savunma hakkı tanınması zorunludur.