Bir avukat, vekaletnamesinde 'ahzu kabz' (tahsil etme) yetkisi bulunmamasına rağmen, müvekkili adına bir davayı kazanmış ve karşı taraftan hükmedilen tazminatı icra yoluyla tahsil ederek kendi hesabına almıştır. Bu eylem, TCK m. 155'teki 'güveni kötüye kullanma' suçunu mu, yoksa 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'ndaki disiplin hükümlerini mi ihlal eder? İki norm arasındaki ilişkiyi ve hangi durumda ceza sorumluluğunun doğacağını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337314

Bu eylem, hem Avukatlık Kanunu'ndaki disiplin hükümlerini ihlal eder hem de TCK m. 155'teki 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturur. İki norm arasında bir 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi yoktur; biri disiplin sorumluluğunu, diğeri ceza sorumluluğunu düzenler ve ikisi de aynı anda uygulanabilir. - Disiplin Sorumluluğu: Avukatın, vekalet görevinin sınırlarını aşması, müvekkilinin parasını kendi hesabına alması ve zamanında teslim etmemesi, Avukatlık Kanunu ve Meslek Kuralları uyarınca ağır bir disiplin suçudur. Bu durum, baro tarafından hakkında disiplin soruşturması açılmasını ve kınama, para cezası, meslekten geçici veya sürekli çıkarma gibi yaptırımlara maruz kalmasını gerektirir. - Ceza Sorumluluğu: Avukat ile müvekkil arasındaki ilişki, bir 'hizmet ilişkisi'dir. Avukat, bu hizmet ilişkisi gereği kendisine duyulan güvene dayanarak, zilyetliği kendisine devredilmiş olan (müvekkile ait olan) bir para üzerinde, devir amacının (müvekkile teslim etme) dışında, kendisi veya başkası yararına 'malikmiş gibi' tasarrufta bulunmuştur. Bu, TCK m. 155/2'de düzenlenen 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunun nitelikli halinin tüm unsurlarını taşır. 'Ahzu kabz' yetkisinin olmaması, suçun oluşumunu engellemez; aksine, görevin sınırlarını aştığını daha da netleştirir. Sonuç olarak, avukatın bu eylemi hem disiplin hukuku açısından hem de ceza hukuku açısından ayrı ayrı soruşturulur ve yaptırıma bağlanır. Biri diğerine engel değildir.