Bir sanık hakkında, TCK m. 267/1 uyarınca iftira suçundan dava açılmıştır. Sanık, kovuşturma aşamasında, mağdurun gerçekten de bir suç işlediğini ancak kendisinin iftira attığı suçun bu olmadığını, mağdurun aslında başka bir suçu (örneğin hırsızlık değil, dolandırıcılık) işlediğini iddia ederek 'kısmi dönme' veya 'düzeltme' yapmıştır. Bu durum, TCK m. 269 anlamında bir 'etkin pişmanlık' olarak kabul edilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337313

Hayır, bu durum bir 'etkin pişmanlık' olarak kabul edilemez. TCK m. 269'un aradığı 'iftiradan dönme', failin, mağdura isnat ettiği hukuka aykırı fiilin 'gerçekte olmadığını' veya 'mağdur tarafından işlenmediğini' açık ve net bir şekilde kabul etmesi, yani isnadını tamamen geri almasıdır. Etkin pişmanlığın temel amacı, masum bir kişi üzerindeki suç şüphesini tamamen ortadan kaldırmak ve adaletin doğru tecellisine hizmet etmektir. Sanığın, ilk iftirasının yanlış olduğunu kabul edip, yerine yeni bir suç isnadında bulunması, 'iftiradan dönme' değil, 'iftirayı değiştirme'dir. Bu durumda, sanık mağduru aklamamakta, aksine onu yeni bir suç isnadıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu, mağdur üzerindeki lekelenmeme hakkı ihlalini ve adli makamları yanıltma eylemini sona erdirmez, sadece şekil değiştirerek devam ettirir. Böyle bir 'kısmi dönme' veya 'düzeltme', kanunun aradığı samimiyet ve suçu ortadan kaldırma iradesini taşımadığı için, TCK m. 269'daki etkin pişmanlık indiriminden yararlanma imkanı vermez.