CMK m. 149/3'ün gerekçesinde, maddenin 'Batı kanunlarının sağladıklarına göre avukata daha geniş haklar sağlamış bulunduğu' belirtilmektedir. Bu 'daha geniş haklar' ifadesi, özellikle hangi noktalarda ortaya çıkmaktadır? Maddenin lafzı ve ruhu çerçevesinde, Türk hukukunun müdafi yardımına ilişkin yaklaşımının, Kıta Avrupası hukuk sistemlerindeki genel yaklaşımdan hangi yönleriyle farklılaştığını veya daha ileri olduğunu tartışınız.
Maddenin gerekçesindeki bu iddia, özellikle iki noktada somutlaşmaktadır: 1) Avukat Sayısında Sınırlama Olmaması (Kovuşturmada): Gerekçede belirtildiği gibi, 'avukat sayısı bakımından bazı Batı kanunlarından farklı olarak buna kovuşturma evresinde bir sınırlama da getirmiyor'. Birçok Kıta Avrupası sisteminde, duruşma düzenini sağlamak amacıyla, özellikle jürili yargılamalarda, sanığı temsil edebilecek avukat sayısı (genellikle bir veya iki) sınırlandırılmıştır. CMK'nın ilk hali, kovuşturma evresi için böyle bir sınır getirmeyerek, sanığa istediği kadar müdafi ile temsil edilme hakkı tanımıştır. Bu, özellikle karmaşık ve çok sanıklı davalarda, farklı uzmanlıklara sahip bir avukat ekibiyle çalışabilme imkanı sunması açısından daha geniş bir haktır. (Not: Bu durum, 2016'da örgütlü suçlar için getirilen 3 avukat sınırlamasıyla daraltılmıştır). 2) Görüşme Hakkının Mutlaklığı: Maddenin 3. fıkrasındaki '...görüşme... hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.' ifadesi, son derece mutlak ve güçlü bir güvencedir. Birçok hukuk sisteminde, ulusal güvenlik veya soruşturmanın selameti gibi gerekçelerle, özellikle terör suçlarında, avukat-müvekkil görüşmelerine belirli kısıtlamalar (görüşmelerin izlenmesi, belirli bir süre görüşme yasağı, görüşmede bir görevlinin bulunması vb.) getirilebilmektedir. CMK m. 149/3'ün bu katı ve istisnasız ifadesi, teorik olarak, Türk hukukunun müdafi ile sanık arasındaki ilişkinin gizliliğine ve savunma hakkının bu boyutuna daha mutlak bir koruma sağladığını göstermektedir. Ancak, bu teorik genişliğin, özellikle sonradan çıkarılan diğer kanunlar ve uygulamalarla ne ölçüde fiilen korunduğu ayrı bir tartışma konusudur.