Bir memur, rüşvet aldığı iddiasıyla 3628 sayılı Kanun uyarınca doğrudan soruşturulmuş ve hakkında kamu davası açılmıştır. Kovuşturma aşamasında, mahkeme eylemin rüşvet değil, 'zimmet' (nitelikli zimmet) suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Zimmet suçu da 3628 sayılı Kanun'un 17. maddesindeki istisnalar arasında yer almaktadır. Bu durumda, suç vasfının değişmesi, yargılamanın seyrinde herhangi bir usuli soruna (örneğin, izin alınması gerekliliği gibi) yol açar mı?
Hayır, bu durumda suç vasfının değişmesi hiçbir usuli soruna yol açmaz. Çünkü hem soruşturmanın başlangıcındaki suç olan 'rüşvet' hem de yargılama sırasında dönüştüğü yeni suç vasfı olan 'zimmet', 3628 sayılı Kanun'un 17. maddesinde sayılan ve 4483 sayılı Kanun'un soruşturma izni prosedüründen istisna tutulan suçlardandır. Soruşturma, en başından itibaren izne tabi olmayan bir suçtan hukuka uygun olarak başlamıştır. Yargılama sırasında vasfın değiştiği yeni suç da yine izne tabi olmayan bir suçtur. Bu nedenle, ortada giderilmesi gereken bir 'dava şartı eksikliği' bulunmamaktadır. Mahkeme, CMK m. 226 uyarınca sanığa değişen suç vasfına karşı 'ek savunma hakkı' tanımak suretiyle yargılamaya devam eder ve 'zimmet' suçundan hüküm kurabilir. Bu durum, vasfın değişerek 4483 sayılı Kanun'a tabi bir suça (görevi kötüye kullanma gibi) dönüştüğü halden farklıdır. Burada, hem başlangıçtaki hem de sonuçtaki suç, aynı istisnai rejim içinde kaldığı için, usuli bir kesinti veya ek bir prosedür gerekmez.