HMK m. 180'in gerekçesinde, davasını tamamen ıslah edip süresinde dilekçe vermeyen davacının 'yeniden ıslah yoluna başvurması söz konusu olmayacak; davaya mevcut hâliyle de devam etmek istemiyorsa yeni talebi için yeni bir dava açması gerekecektir.' denilmektedir. Bu 'yeni dava açma' imkanı, HMK m. 114/1-ı'daki 'derdestlik' (aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olması) dava şartına takılır mı? Islahla ileri sürülmek istenen ama usulen ileri sürülemeyen bir talep, ilk dava açısından 'derdest' sayılır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337305

Hayır, bu durum 'derdestlik' dava şartına takılmaz. Derdestlik itirazının kabul edilebilmesi için, iki davanın 'taraflarının', 'dava sebebinin' ve 'konusunun (talep sonucunun)' 'aynı' olması gerekir. Somut durumda, davacı ilk davada tamamen ıslah beyanında bulunmuş, ancak dilekçe vermeyerek bu ıslahı usulen sonuçsuz bırakmıştır. HMK m. 180 gereği, dava 'ıslah hiç yapılmamış gibi' ilk haliyle devam etmektedir. Bu demektir ki, ıslahla ileri sürülmek istenen yeni talep ve vakıalar, ilk davanın 'konusu' veya 'sebebi' haline hiçbir zaman gelmemiştir. Onlar hukuken 'yok' hükmündedir. Davacı, bu hukuken var olmayan talepler için yeni bir dava açtığında, bu yeni davanın konusu ve sebebi, halen görülmekte olan ilk davanın konusu ve sebebinden 'farklı' olacaktır. İlk dava, ıslah öncesi A talebi için devam ederken, yeni dava ıslahla ileri sürülmek istenen B talebi için açılmıştır. Bu iki davanın konusu aynı olmadığı için, derdestlik (HMK m. 114/1-ı) söz konusu olamaz. Dolayısıyla, gerekçede belirtilen 'yeni dava açma' imkanı, derdestlik engeliyle karşılaşmaz.