Bir trafik kazasında, bir kişinin ölümüne neden olan sürücünün, TCK m. 85 uyarınca taksirle öldürme suçundan yargılanması gerekmektedir. Ancak, aynı sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisinde araç kullandığı da tespit edilmiştir. Bu durum, TCK m. 22/3'teki 'bilinçli taksir'in bir göstergesi midir? Yoksa bu eylem, TCK m. 85'in temel halinin içinde mi değerlendirilir? Failin hem TCK m. 85'ten hem de TCK m. 179/3'ten (uyuşturucu etkisinde araç kullanma) cezalandırılması mümkün müdür?
Bu durumda, failin hem TCK m. 85'ten hem de TCK m. 179/3'ten cezalandırılması gerekir ve eylemin 'bilinçli taksir'le işlendiği kabul edilir. Analiz şu şekildedir: 1) Bilinçli Taksir: Bir kişinin, uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisindeyken araç kullanması, algılama, reaksiyon ve muhakeme yeteneğinin zayıflayacağını ve bu şekilde bir kazaya neden olabileceğini 'öngörmesini' gerektiren tipik bir durumdur. Bu riski bilerek ve öngörerek direksiyon başına geçmesi, 'olursa olsun' demeye yakın bir kayıtsızlık içerir ve eylemin 'bilinçli taksirle' işlendiğinin en önemli göstergesidir. Bu durum, TCK m. 22/3 uyarınca, taksirle öldürme suçundan verilecek temel cezanın (TCK m. 85) üçte birden yarısına kadar artırılmasını gerektirir. 2) Suçların İçtimaı: Taksirle öldürme (TCK m. 85) bir 'netice' suçudur ve kişinin yaşam hakkını korur. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (TCK m. 179/3) ise bir 'soyut tehlike' suçudur ve toplumun genel güvenliğini korur. Bu iki suç, farklı hukuki değerleri koruyan, farklı suç tipleridir. Biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni değildir. Bu nedenle, aralarında 'gerçek içtima' kuralları uygulanır. Fail, hem trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu için TCK m. 179/3'ten, hem de bu eylemi sonucunda bir ölüme neden olduğu için 'bilinçli taksirle öldürme' suçundan (TCK m. 85 + TCK m. 22/3) ayrı ayrı cezalandırılır. Mahkeme, iki ayrı suçtan hüküm kurmalı ve cezaları içtima etmelidir.