Anayasa m. 118, MGK'nın gündeminin 'Cumhurbaşkanı yardımcıları ve Genelkurmay Başkanının önerileri dikkate alınarak Cumhurbaşkanınca düzenleneceğini' belirtir. Bu hükümdeki 'dikkate alınarak' ifadesi, Cumhurbaşkanı için hukuki bir bağlayıcılık yaratır mı? Cumhurbaşkanı, bu iki makamdan hiçbir öneri gelmemesine rağmen kendi belirlediği bir konuyu gündeme alabilir mi veya gelen önerileri gündeme almayı reddedebilir mi? Bu ifadenin hukuki niteliğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337300

'Dikkate alınarak' ifadesi, Cumhurbaşkanı için mutlak bir hukuki bağlayıcılık yaratmaz, ancak tamamen göz ardı edilebilecek bir tavsiye niteliğinde de değildir. Bu, bir 'takdir yetkisini yönlendiren' anayasal bir kuraldır. Hukuki niteliği şu şekilde analiz edilebilir: - Bağlayıcı Emir Değildir: Hüküm, 'önerileri gündeme alır' veya 'önerilere uyar' dememektedir. Bu, Cumhurbaşkanının, gelen önerileri gündeme alıp almamakta nihai takdir yetkisine sahip olduğunu gösterir. Cumhurbaşkanı, gelen önerileri milli güvenlik siyaseti açısından uygun bulmazsa gündeme almayı reddedebilir. Aynı şekilde, bu iki makamdan öneri gelmese dahi, kendisinin veya ilgili bakanların önemli gördüğü bir konuyu re'sen gündeme alabilir. Çünkü Anayasa'ya göre milli güvenlik siyasetinin belirlenmesinden ve yürütülmesinden sorumlu olan nihai merci Cumhurbaşkanı'dır. - Göz Ardı Edilemez Bir Yükümlülüktür: 'Dikkate almak', önerileri usulen almak, incelemek, değerlendirmek ve gündeme almama kararını makul bir gerekçeye dayandırmak anlamına gelir. Cumhurbaşkanının, Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Genelkurmay Başkanı gibi iki kilit makamdan gelen önerileri hiç okumadan, keyfi bir şekilde ve sürekli olarak gündem dışı bırakması, Anayasa'nın bu hükmünün ruhuna ve amacına aykırı olur. Anayasanın amacı, bu iki önemli makamın görüşlerinin, gündemin oluşum sürecinde 'ciddi bir şekilde' değerlendirilmesini sağlamaktır. Bu bir 'usuli güvence'dir. Sonuç olarak, bu ifade, Cumhurbaşkanına takdir yetkisi tanımakla birlikte, bu yetkinin keyfi değil, makul bir değerlendirmeye dayalı olarak kullanılmasını gerektiren, yönlendirici bir anayasal yükümlülük getirmektedir.