Bir sanık, hem iftira suçundan (TCK m. 267) hem de yalan tanıklık suçundan (TCK m. 272) yargılanmaktadır. Sanık, önce CİMER üzerinden mağdura bir suç isnat etmiş, daha sonra bu soruşturma kapsamında 'tanık' olarak dinlenirken CİMER'deki beyanlarını tekrarlamıştır. Bu durumda, her iki suçtan ayrı ayrı mı ceza verilir, yoksa bu eylemler tek bir suçun farklı aşamaları mıdır? 'İftira' suçunun 'yalan tanıklık' suçunu tüketip tüketmediğini, korunan hukuki değerler açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337295

Bu durumda, her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir, yani 'gerçek içtima' kuralları uygulanır. İki suç arasında 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi veya fikri içtima yoktur. Çünkü: 1) Korunan Hukuki Değerler Farklıdır: İftira suçu, hem hakkında iftira atılan kişinin 'lekelenmeme hakkını' hem de adli makamların 'doğru soruşturma yapma' yeteneğini korur. Yalan tanıklık suçu ise, daha spesifik olarak, bir yargılama faaliyetinde 'delillerin doğruluğunu' ve 'yargılamanın adaletini' korur. Tanık, yargılamanın bir parçası ve bir delil kaynağıdır; onun yalan söylemesi doğrudan yargılamanın kendisine yönelik bir saldırıdır. 2) Faillik Sıfatları Farklıdır: İlk eylemde (CİMER başvurusu), sanık bir 'muhbir' veya 'şikayetçi' sıfatıyla hareket etmektedir. İkinci eylemde ise, mahkeme veya savcılık tarafından özel bir statü verilen 'tanık' sıfatıyla hareket etmektedir. Yalan tanıklık, ancak bu özel sıfata sahipken işlenebilen 'özgü' bir suçtur. 3) Fiiller Ayrıdır: İlk fiil, bir ihbar veya şikayet dilekçesi vermektir. İkinci fiil ise, yeminli veya yeminsiz olarak, bir sorgu sırasında gerçeğe aykırı beyanda bulunmaktır. Bunlar, zaman ve mekan olarak birbirinden ayrılabilen iki farklı icra hareketidir. Sanık, ilk fiiliyle iftira suçunu tamamlamıştır. Daha sonra tanık olarak yalan söyleyerek, yargılamanın seyrini etkilemeye yönelik yeni ve bağımsız bir haksızlık daha gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, iki ayrı suç oluşur ve her birinden ayrı ayrı ceza verilir.