HMK m. 193/2'ye göre, 'taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan' delil sözleşmeleri geçersizdir. Bir faktoring sözleşmesinde, 'Borçlunun, faktoring şirketine olan borcunun miktarına ve faiz hesaplamalarına ilişkin her türlü itiraz hakkından peşinen feragat ettiği'ne dair bir hüküm bulunmaktadır. Bu hüküm, bir 'delil sözleşmesi' midir, yoksa bir 'haktan feragat' midir? Her iki durumda da, bu hükmün HMK m. 193/2 ve TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) karşısındaki geçerliliğini tartışınız.
Bu hüküm, bir delil sözleşmesinden daha ileri giderek, doğrudan doğruya bir 'haktan feragat' niteliği taşımaktadır. Ancak her iki durumda da geçersizdir. - Delil Sözleşmesi Olarak Değerlendirilirse: Bu hüküm, borçlunun, faktoring şirketinin kayıtlarının ve hesaplamalarının yanlış veya hatalı olduğunu 'ispat etme hakkını' tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu, HMK m. 193/2'nin lafzına ve ruhuna açıkça aykırıdır ve hükmü geçersiz kılar. - Haktan Feragat Olarak Değerlendirilirse: Bir kişinin, henüz doğmamış, gelecekteki potansiyel itiraz ve dava haklarından peşinen ve genel bir şekilde feragat etmesi, TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına ve ahlaka (BK m. 27) aykırıdır. Bu tür bir feragat, sözleşmenin zayıf tarafı olan borçluyu, güçlü taraf olan faktoring şirketinin her türlü keyfi ve hatalı işlemine karşı tamamen savunmasız bırakır. Bu, tarafların hak ve yükümlülükleri arasında aşırı bir dengesizlik yaratır. Dolayısıyla, bu hüküm, borçlunun Anayasal hak arama özgürlüğünü (Anayasa m. 36) ve savunma hakkını özünden zedelediği için, kamu düzenine aykırı sayılarak kesin hükümsüzdür. Mahkeme, bu sözleşme hükmünü yok sayarak, borçlunun borcun miktarına ve faiz hesaplamalarına ilişkin tüm itirazlarını ve delillerini incelemek zorundadır.