Bir hekim, hastanın acil olmayan bir estetik ameliyatı için onamını almıştır. Ancak ameliyat sırasında, onamda belirtilmeyen fakat estetik olarak daha iyi bir sonuç vereceğini düşündüğü ek bir işlemi, hastanın rızası olmadan yapmıştır. Bu eylem, TCK m. 89 (taksirle yaralama) veya TCK m. 86 (kasten yaralama) suçlarından hangisi kapsamında değerlendirilebilir? 'Tedavi amacı'nın, suçun manevi unsurunu (kast/taksir) belirlemedeki rolünü, estetik müdahalelerin özelliği çerçevesinde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337291

Bu eylem, TCK m. 86 kapsamında 'kasten yaralama' suçunu oluşturur. Aradaki ayrım, müdahalenin hukuka uygunluk sebebini (rıza) ortadan kaldıran fiilin niteliğindedir. Tıbbi müdahaleler, özü itibarıyla birer 'yaralama' fiilidir. Bunları hukuka uygun kılan, hastanın geçerli rızası ve tıbbi gerekliliktir. Acil olmayan bir estetik ameliyatta, tıbbi bir zorunluluk yoktur ve tek hukuka uygunluk nedeni 'hastanın rızası'dır. Hekim, hastanın rıza göstermediği bir işlemi 'bilerek ve isteyerek' yaptığında, fiilini hukuka uygun kılan temelden yoksun kalır. Bu durumda eylem, başlangıçtaki hukuka aykırı 'yaralama' niteliğine geri döner. Hekimin amacının 'daha iyi bir estetik sonuç elde etmek' olması, yani saikinin 'iyi niyetli' olması, yaralama 'kastını' ortadan kaldırmaz. Kasten yaralama suçunun oluşması için, failin zarar verme veya acı verme şeklinde bir özel kastı (saiki) olması şart değildir; fiili bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi (genel kast) yeterlidir. Hekim, hastanın vücuduna onun rızası dışında bir müdahalede bulunacağını 'bilmekte' ve bunu 'istemektedir'. Bu, kasten yaralama suçunun manevi unsuru için yeterlidir. Eğer hekim, onam aldığı bir işlemi yaparken, bir hata veya dikkatsizlik sonucu farklı bir zarara yol açsaydı, o zaman eylem 'taksirle yaralama' olurdu. Ancak burada, kasıtlı olarak rıza dışı bir alana müdahale söz konusudur.