Taksirle yaralama suçundan (TCK m. 89) yargılanan bir sanık, yargılama devam ederken ölmüştür. Bu durumda, sanık hakkındaki kamu davası düşer (CMK m. 223/8). Peki, ölen sanığın mirasçıları, 'sanığın aslında kusursuz olduğunu ve beraat etmesi gerektiğini, lekelenmeme haklarının zedelendiğini' ileri sürerek, düşme kararına karşı kanun yoluna başvurabilirler mi? Mirasçıların bu hukuki menfaati, ceza muhakemesinde korunur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337280

Bu, ceza muhakemesi hukukunda tartışmalı bir konudur, ancak Yargıtay'ın benimsediği ve baskın olan görüşe göre, mirasçıların bu durumda kanun yoluna başvurma hakları yoktur. Ceza davası, sanığın şahsına sıkı sıkıya bağlıdır ve amacı bir kişinin suçlu olup olmadığını belirlemektir. Sanığın ölümüyle birlikte, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, davanın konusu ortadan kalkar ve dava zorunlu olarak 'düşer'. Bu, esasa ilişkin bir karar değildir. Mirasçıların, ölenin 'lekelenmeme hakkını' koruma konusundaki menfaatleri anlaşılabilir olsa da, ceza muhakemesi, ölen bir kişi hakkında 'beraat' kararı vererek onun manevi itibarını iade etme gibi bir amaca hizmet etmez. Yargılama, sanığın ölümüyle birlikte amaçsız kalmıştır. Kanun yollarına başvuru hakkı, kural olarak davanın taraflarına (sanık, katılan, savcı) aittir. Sanık öldüğü için bu hakkı kullanamaz. Mirasçılar, ceza davasının tarafı olmadıkları için, kural olarak kanun yoluna başvurma yetkisine de sahip değildirler. Onların manevi veya maddi (tazminat) talepleri, hukuk mahkemelerinde ayrı bir davanın konusunu oluşturabilir. Dolayısıyla, düşme kararı kesindir ve mirasçılar tarafından 'beraat kararı verilmesi gerektiği' gerekçesiyle temyiz veya istinaf edilemez.