Yargıtay 15. HD. 2014/3784 K. sayılı kararında, davacının önce tapu iptali ve bedel talebiyle açtığı davayı, daha sonra 'tamamen ıslah' ederek cezai şart ve tazminat talebine dönüştürdüğü, ancak daha sonra ikinci bir dilekçeyle bu cezai şart ve tazminat miktarlarını artırdığı belirtilmiştir. Yargıtay, ikinci dilekçenin 'ikinci ıslah' olduğunu ve geçersiz sayılması gerektiğini belirtmiştir. Bu durumu, 'kısmi ıslah' ve 'tamamen ıslah' kurumlarının birbiri ardına kullanılıp kullanılamayacağı açısından tartışınız. Bir davacı, davasını tamamen ıslah ettikten sonra, yeni oluşturduğu dava üzerinde kısmi ıslah yapabilir mi?
Hayır, yapamaz. HMK m. 176/2'deki 'Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.' hükmü mutlaktır ve ıslahın türü (kısmi veya tam) arasında bir ayrım yapmamaktadır. Davacı, davasını 'tamamen ıslah' ettiğinde, o dava içindeki tek ıslah hakkını kullanmış ve tüketmiş olur. Yargıtay kararındaki olayda, davacının ilk ıslahı (tapu iptalinden cezai şarta geçiş), bir 'tamamen ıslah'tır. Bu noktada ıslah hakkı bitmiştir. Davacının daha sonra verdiği ve talep miktarlarını artırdığı ikinci dilekçe, yeni dava üzerindeki bir 'kısmi ıslah' niteliğindedir. Ancak bu, aynı dava içinde yapılan 'ikinci' bir ıslah işlemi olduğu için, kanunun açık yasağına (m. 176/2) aykırıdır. Mahkeme, bu ikinci ıslah talebini re'sen reddetmeli ve yargılamaya ilk (tamamen) ıslah dilekçesindeki talepler üzerinden devam etmelidir. Yargıtay'ın kararı da bu yöndedir. Kısacası, ıslah hakkı tektir; ister kısmen ister tamamen kullanılsın, bir kez kullanıldıktan sonra aynı davada tekrar bu yola başvurulamaz. Davacı, talep miktarını tam olarak hesaplayamıyorsa, ıslah hakkını davanın daha ileri bir aşamasında (bilirkişi raporu geldikten sonra) kullanmayı tercih etmeliydi.