HMK m. 180'de düzenlenen davanın tamamen ıslahı ile HMK m. 119'da düzenlenen 'dava dilekçesindeki eksikliklerin tamamlanması' (HMK m. 119/2) arasında ne gibi farklar vardır? Bir davacı, dava dilekçesinde talep sonucunu (petitum) hiç yazmayı unutmuştur. Bu eksikliği, 'tamamen ıslah' yoluyla mı, yoksa HMK m. 119/2'ye göre hakimin vereceği süre içinde mi gidermelidir? Yanlış bir yol seçmenin sonuçları ne olur?
İki kurum arasında temel farklar vardır ve farklı amaçlara hizmet ederler. - Dava Dilekçesindeki Eksikliğin Tamamlanması (HMK m. 119/2): Bu kurum, dava dilekçesinin kanunun aradığı zorunlu unsurlardan (tarafların kimliği, dava konusu, talep sonucu vb.) birini içermemesi halinde uygulanır. Bu bir 'dava şartı' eksikliğidir. Mahkeme, bu eksikliği fark ettiğinde, davacıya bu eksikliği gidermesi için bir haftalık kesin bir süre verir. Davacı bu süre içinde eksikliği (örneğin talep sonucunu ekleyerek) tamamlarsa, davaya devam edilir. Tamamlamazsa, dava 'usulden reddedilir'. Bu, bir 'düzeltme' ve 'tamamlama' işlemidir. - Davanın Tamamen Islahı (HMK m. 180): Bu kurum ise, usulüne uygun ve eksiksiz olarak açılmış bir davanın, sonradan dava sebebinin veya konusunun tamamen 'değiştirilmesi' için kullanılır. Burada bir eksiklik giderme değil, mevcut olanı tamamen ortadan kaldırıp yerine yenisini koyma iradesi vardır. Somut örnekte, dava dilekçesinde talep sonucunun hiç olmaması, HMK m. 119'a göre zorunlu bir unsurun eksikliğidir. Doğru yol, hakimin bu eksikliği tespit edip HMK m. 119/2 uyarınca davacıya tamamlama süresi vermesidir. Davacının bu eksikliği 'ıslah' yoluyla gidermeye çalışması, kavramsal olarak yanlıştır. Çünkü ortada 'ıslah edilecek' (düzeltilecek) bir talep sonucu yoktur. Ancak, davacı bu yola başvurursa ve mahkeme de kabul ederse, pratik olarak aynı sonuca ulaşılır. Fakat davacı, hakimin süre vermesini beklemeden doğrudan ıslah yaparsa ve bunu da bir kez yapabileceği için, ileride gerçekten ihtiyaç duyacağı ıslah hakkını boş yere tüketmiş olur. Doğru yol, HMK m. 119/2'nin işletilmesidir.