Türkiye'nin, hakkında en çok ihlal kararı verilen devletlerden biri olmasının, İHAM'ın 'çifte standart' uyguladığı anlamına gelip gelmediği tartışmasına karşı, makalede (Bireysel Başvuru Yollarının Güncel Sorunları) AYM'nin rolü nasıl bir argüman olarak kullanılmaktadır?
Makalede, bu tartışmaya karşı AYM'nin rolü güçlü bir karşı argüman olarak sunulmaktadır. Argüman şudur: Eğer sorun İHAM'ın Türkiye'ye yönelik bir önyargısı veya çifte standardı olsaydı, benzer bir ihlal tablosunun iç hukukun bir parçası olan AYM'de görülmemesi gerekirdi. Oysa veriler tam tersini göstermektedir. AYM, sadece 10 yıllık bir sürede, İHAM'ın çok daha uzun bir sürede verdiği ihlal kararlarının yaklaşık 18 katı kadar ihlal kararı vermiştir. Bu durum, hak ihlallerinin kaynağının uluslararası bir mahkemenin tutumu değil, Türkiye'nin kendi içindeki yapısal ve yargısal sorunlar olduğunu göstermektedir. Yani, AYM'nin verdiği yüksek sayıdaki ihlal kararı, sorunun 'dış kaynaklı' bir önyargıdan çok 'iç kaynaklı' olduğunu kanıtlayan bir veri olarak kullanılmaktadır.