Yargıtay 6. CD 2009/2223 K. sayılı kararında, sanık Yusuf Göçmen'in eyleminin bir bütün olarak TCK m. 149'a uyan tek bir 'nitelikli yağma' suçu oluşturduğu, eylemin bölünerek tamamlanmış ve teşebbüs aşamasında kalmış yağma olarak ikiye ayrılamayacağı belirtilmiştir. Sanığın önce bilezikleri alması, sonra bunları beğenmeyip tekrar para istemesi eyleminde 'suçun tamamlanması' ve 'gönüllü vazgeçme' (TCK m. 36) kurumları nasıl değerlendirilmelidir? Failin, aldığı malı beğenmeyip daha değerli bir şey istemesi, gönüllü vazgeçme sayılır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337269

Bu durumda 'gönüllü vazgeçme' söz konusu değildir ve suç, ilk menfaatin (bileziklerin) alınmasıyla tamamlanmıştır. - Suçun Tamamlanması: Yağma suçu, cebir veya tehdit kullanılarak bir malın alınmasıyla tamamlanır. Sanığın, tehdit altında mağdurdan bilezikleri aldığı anda, suçun tüm unsurları (cebir/tehdit, malın alınması, kast) gerçekleşmiş ve suç 'tamamlanmış' olur. - Gönüllü Vazgeçme (TCK m. 36): Bu kurum, failin suçun icra hareketlerine başladıktan sonra, kendi iradesiyle ve dış bir engel olmaksızın, suçu tamamlamaktan vazgeçmesidir. Somut olayda sanık, suçu tamamlamaktan vazgeçmemektedir. Aksine, suçla elde ettiği menfaati (bilezikleri) yetersiz bularak, aynı suç işleme kararı altında, daha fazlasını (parayı) elde etmeye çalışmaktadır. Bu, suç işleme iradesinin devam ettiğini, hatta yoğunlaştığını gösterir. Aldığı malı beğenmeyip daha değerlisini istemek, suçtan vazgeçmek değil, suçu daha karlı bir şekilde sonuçlandırma çabasıdır. Yargıtay'ın da belirttiği gibi, bu eylemler silsilesi, hukuki ve fiili bir kesintiye uğramayan, tek bir 'nitelikli yağma' suçunu oluşturur. Mahkeme, tüm bu süreci tek bir suç olarak değerlendirmeli ve ceza tayininde, failin ısrarlı ve yoğun kastını TCK m. 61 uyarınca dikkate almalıdır.