HMK m. 182, 'kötüniyetle ıslaha başvuranı... karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararlarını ödemeye... mahkum eder.' demektedir. Bu 'zarar' kavramının kapsamına neler girer? Sadece ıslah nedeniyle yapılan ek masraflar (yeni dilekçeye cevap için avukatlık ücreti, yeni delil toplama masrafı) mı, yoksa davanın uzaması nedeniyle karşı tarafın uğradığı dolaylı ve manevi zararlar da bu kapsama dahil edilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337263

HMK m. 182'deki 'bütün zararlar' ifadesi, geniş yorumlanmalı ve hem doğrudan hem de dolaylı zararları kapsamalıdır. Bu zararlar şunları içerebilir: 1) Doğrudan Usuli Masraflar: Bu, en bariz zarar kalemidir. Karşı tarafın, kötüniyetli ıslah nedeniyle yeni bir savunma hazırlamak, yeni deliller sunmak, yeni bir bilirkişi raporuna itiraz etmek için katlanmak zorunda kaldığı ek avukatlık ücreti, tebligat, bilirkişi, keşif masrafları gibi doğrudan yapılan harcamalar bu kapsama girer. 2) Davanın Uzamasından Kaynaklanan Maddi Zararlar: Kötüniyetli ıslah, davanın makul olmayan bir şekilde uzamasına neden olmuşsa, bu gecikme nedeniyle karşı tarafın uğradığı maddi kayıplar da talep edilebilir. Örneğin, bir alacak davasında, alacaklının parasını daha geç alması nedeniyle uğradığı faiz kaybı veya enflasyon karşısındaki değer kaybı, bu kapsamda bir zarar olarak değerlendirilebilir. 3) Manevi Zarar: Her ne kadar usul hukukunda manevi tazminat istisnai ise de, kötüniyetli ıslahın amacının 'karşı tarafı rahatsız etmek' olduğu kanunda açıkça belirtilmiştir. Eğer ıslah, karşı tarafı taciz etme, yıldırma, onun kişilik haklarına saldırma boyutuna ulaşmışsa, bu durumun yarattığı elem, keder ve üzüntü için, şartları varsa, ayrı bir manevi tazminat talebi de bu 'zarar' kavramı içinde değerlendirilebilir. Ancak, uygulamada mahkemeler genellikle doğrudan usuli masrafların tazminine hükmetme eğilimindedir. Dolaylı ve manevi zararların ispatı daha zordur ve somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.