4483 sayılı Kanun'da soruşturma izni için öngörülen süreler (30+15 gün) geçtikten sonra verilen bir 'soruşturma izni verilmesi' kararı, sırf bu süreye uyulmadığı için geçersiz midir? Bu sürelerin 'hak düşürücü' mü, yoksa 'düzenleyici' nitelikte mi olduğunu, idare hukukundaki genel ilkeler ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337261

Bu süreler, 'düzenleyici' nitelikte sürelerdir ve süreye uyulmaması tek başına kararı geçersiz kılmaz. İdare hukukunda genel ilke, kanunda açıkça 'hak düşürücü' olduğu belirtilmeyen veya bu yönde bir yaptırım öngörülmeyen sürelerin, idarenin iç işleyişini düzenleyen ve süreci hızlandırmayı amaçlayan 'düzenleyici süreler' olduğudur. 4483 sayılı Kanun, 30+15 günlük süreye uyulmamasının sonucunda iznin geçersiz sayılacağına veya yetkinin düşeceğine dair bir hüküm içermemektedir. Bu sürenin amacı, memur hakkındaki belirsizliği bir an önce ortadan kaldırmak ve soruşturma sürecini makul bir sürede başlatmaktır. Sürenin aşılması, idarenin bir ihmalidir ve bu durum ilgililer (memur veya şikayetçi) için idarenin sorumluluğunu doğurabilir. Ancak, bu usuli eksiklik, idari kararın (soruşturma izni) esasını etkileyen ve onu 'sakatlayan' bir neden olarak kabul edilmemektedir. Yargıtay ve Danıştay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Yetkili merci, süreyi geçirdikten sonra da soruşturma izni verme veya vermeme yetkisini kaybetmez. Dolayısıyla, süre geçtikten sonra verilen bir soruşturma izni, sırf bu nedenle geçersiz değildir ve savcılık bu izne dayanarak soruşturma yapabilir.