Bir delil sözleşmesinde, 'Taraflar, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlık konusu değer ne olursa olsun, tanıkla ispat yoluna başvurabileceklerdir.' şeklinde bir hüküm bulunmaktadır. Bu sözleşme, HMK m. 200'deki 'senede karşı senetle ispat' kuralını bertaraf eden, münhasır olmayan bir delil sözleşmesidir. Mahkeme, bu sözleşmeye rağmen, 'tanık beyanlarının son derece çelişkili ve güvenilmez olduğu, maddi gerçeğin ancak tarafların ticari defterlerinin incelenmesiyle ortaya çıkacağı' kanaatine varırsa, tarafların ticari defterlerini inceleyebilir mi? Yoksa delil sözleşmesi, mahkemenin tanık dışındaki delillere başvurmasını engeller mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337258

Hayır, bu delil sözleşmesi mahkemenin diğer delillere başvurmasını engellemez. Bu, 'münhasır olmayan' bir delil sözleşmesidir. Taraflar, 'sadece tanıkla ispat edilecek' dememişler, 'tanıkla da ispat edilebilecek' demişlerdir. Bu sözleşmenin tek etkisi, HMK m. 200'deki senede karşı tanıkla ispat yasağını ortadan kaldırmaktır. Yani, normalde tanık dinlenemeyecek bir konuda tanık dinlenmesine imkan tanır. Ancak bu sözleşme, diğer delillerin (belge, ticari defter, bilirkişi, yemin) kullanılmasını yasaklamaz. Mahkeme, hakimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) ve maddi gerçeği araştırma yükümlülüğü çerçevesinde, tanık beyanlarını yetersiz bulursa, tarafların ticari defterlerinin ibrazını isteyebilir ve bunlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Delil sözleşmesi, ispat imkanlarını 'genişleten' bir niteliktedir, 'daraltan' değil. Eğer sözleşmede 'sadece ve sadece tanıkla ispat edilecek' gibi 'münhasır' bir ifade olsaydı, o zaman mahkeme diğer delillere başvuramazdı. Ancak mevcut haliyle, mahkeme hem tanıkları dinler hem de gerekli gördüğü diğer delilleri toplar ve hepsini birlikte değerlendirerek kararını verir.