AYM'nin Kadri Enis Berberoğlu (2) ve (3) kararları, milletvekili dokunulmazlığının (Anayasa m. 83) yeniden seçilme ile tekrar kazanılacağı ve bu durumda yargılamanın 'durması' gerektiği yönündedir. Anayasa'nın geçici 20. maddesi ise, belirli bir tarihteki dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin bir istisna getirmiştir. İlk derece mahkemesinin, bu istisnayı, yeniden seçilmeyi de kapsayacak şekilde 'geniş yorumlayarak' yargılamaya devam etmesi, Anayasa'nın 13. maddesindeki 'temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği' ilkesine uygun mudur? İstisnai hükümlerin 'dar yorumlanması' prensibini bu bağlamda tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337257

Hayır, ilk derece mahkemesinin bu yorumu Anayasa m. 13'e ve hukukun temel ilkelerine aykırıdır. AYM'nin de kararlarında vurguladığı gibi: 1) İstisnaların Dar Yorumlanması İlkesi: Hukukta, genel kuralı bozan istisnai hükümler, amaçları ve lafızları dışına çıkılarak genişletilemez; aksine 'dar yorumlanmak' zorundadırlar. Anayasa'nın genel kuralı m. 83'teki dokunulmazlıktır. Geçici m. 20 ise, sadece belirli bir tarih itibarıyla mevcut olan dosyalar için getirilmiş, süreli ve amaçsal bir istisnadır. Bu istisnanın, sonradan gerçekleşen bir 'yeniden seçilme' olgusunu da kapsayacak şekilde geniş yorumlanması, bu temel hukuk ilkesine aykırıdır. 2) Anayasa m. 13 ve Ölçülülük: Temel hak ve hürriyetler (somut olayda seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı), ancak Anayasa'nın lafzına ve ruhuna uygun, kanunla ve ölçülü bir şekilde sınırlanabilir. Bir istisna hükmünü geniş yorumlayarak temel bir hakkı (dokunulmazlık ve dolayısıyla seçilme hakkı) fiilen ortadan kaldırmak, Anayasa m. 13'teki güvencelere aykırıdır. Bu yorum, sınırlamanın 'kanuniliği' (açık ve öngörülebilir bir kanun hükmüne dayanma) şartını da zedeler. Çünkü yorum, kanunun (Anayasa'nın) lafzını ve amacını aşmaktadır. AYM'nin tespiti de bu yöndedir: İlk derece mahkemesi, bir istisnayı geniş yorumlayarak, Anayasa'nın temel bir güvencesini ve bu güvenceye bağlı olan seçilme hakkını, Anayasa'nın lafzına ve ruhuna aykırı bir şekilde, yani hukuka aykırı olarak sınırlamıştır.