Bir şirketin ortağı ve müdürü olan sanık, 2015-2018 yılları arasında şirketin ticari faaliyetlerinde sürekli olarak sahte fatura kullanmıştır. Vergi incelemesi, sadece 2017 yılına ilişkin yapılmış ve bu yıla ait eylemlerden dolayı VUK m. 359/b'den dava açılmıştır. Yargılama devam ederken, 2016 yılına ait sahte fatura kullanma eylemiyle ilgili olarak yeni bir vergi incelemesi tamamlanmış ve bu eylem için de ayrı bir dava açılmıştır. Mahkeme, bu iki davayı birleştirmelidir. Birleştirme sonrası, TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümleri uygulanırken, 'suçun işlendiği tarih' olarak hangi eylem baz alınmalıdır? Bu durumun zamanaşımı hesabına etkisini tartışınız.
Birleştirme sonrası, mahkeme eylemlerin tümünü tek bir 'zincirleme suç' olarak kabul etmelidir. Zincirleme suçta, suçun işlendiği tarih ve zamanaşımının başlangıcı, 'son suçun işlendiği' tarihtir. Somut olayda, 2016 ve 2017 yıllarındaki eylemler, 'aynı suç işleme kararının icrası kapsamında' işlenen, birbirini takip eden eylemlerdir. İlk dava 2017 yılı için açılmış olsa da, sonradan gelen 2016 yılına ilişkin dava birleştirildiğinde, tüm eylemler tek bir potada değerlendirilir. Zincirleme suçun mantığı gereği, hukuki anlamda tek bir suç vardır ve bu suç, son eylemin (son sahte faturanın kullanıldığı tarih) işlenmesiyle tamamlanmış olur. Bu nedenle, birleşen dava açısından zamanaşımı süresi, 2017 yılındaki son sahte faturanın kullanıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. 2016 yılındaki eylemler için zamanaşımı ayrı bir şekilde hesaplanmaz. Bu, zincirleme suç kurumunun, fail lehine olarak, daha eski tarihli eylemlerin zamanaşımına uğramasını önleyen önemli bir sonucudur. Mahkeme, hüküm kurarken, zincirleme suçun işlendiği tüm zaman dilimini (2016-2017) kararında belirtmeli ve zamanaşımı hesabını en son tarihli fiile göre yapmalıdır.