Yargıtay 8. CD 2007/10870 K. sayılı kararında, sanığın seçtiği müdafiin duruşmadan haberdar edilmeksizin yokluğunda hüküm kurulmasını 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak nitelendirerek bozma kararı vermiştir. Bu durum, CMK'daki 'mutlak bozma nedenleri'nden biri midir? Eğer sanığın kendisi duruşmada hazırsa ve savunmasını yapmışsa, müdafiin yokluğu yine de tek başına bozma nedeni olur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337254

Evet, bu durum CMK m. 289/1-e'de sayılan 'Duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gerekenlerin yokluğunda duruşma yapılması' hali kapsamında bir 'mutlak bozma nedeni'dir. CMK, müdafiin duruşmada hazır bulunmasını, adil yargılanma hakkının temel bir güvencesi olarak görmüştür. Sanık, kendisine bir müdafi seçmişse, o müdafi artık yargılamanın zorunlu bir parçası haline gelir ve kanunen duruşmada hazır bulunması gerekir. Sanığın kendisinin duruşmada hazır olması ve hatta savunmasını yapmış olması, bu durumu değiştirmez. Çünkü müdafiin rolü, sadece sanığın yerine konuşmak değil, aynı zamanda hukuki yardımda bulunmak, usuli hataları tespit etmek, delilleri sorgulamak ve kanun yolları hakkında bilgi vermektir. Sanık, hukuki bilgiye sahip olmadığı için bu işlevleri tek başına yerine getiremez. Dolayısıyla, sanığın seçtiği müdafiye usulüne uygun olarak duruşma günü tebliğ edilmeden veya geçerli bir mazereti olmaksızın yokluğunda duruşma yapılıp hüküm kurulması, savunma hakkının esaslı bir şekilde kısıtlanmasıdır. Yargıtay, bu durumu, sonucuna bakılmaksızın, yani kararın doğru veya yanlış olduğuna bakılmaksızın, tek başına kanuna kesin aykırılık hali olarak kabul etmekte ve kararın bozulmasına karar vermektedir.