HMK m. 193'te düzenlenen delil sözleşmesi, sadece tarafların üzerinde 'serbestçe tasarruf edebilecekleri' dava ve işlerde mi geçerlidir? Kamu düzenini ilgilendiren, örneğin bir babalık davasında veya bir boşanma davasında, taraflar 'DNA testi deliline başvurulmayacağını' veya 'sadakatsizlik vakıasının sadece yazılı delille ispat edileceğini' kararlaştırabilirler mi?
Hayır, bu tür davalarda delil sözleşmesi yapılamaz. HMK m. 193'ün uygulama alanı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri, yani 'taraflarca hazırlama ilkesi'nin mutlak olarak geçerli olduğu dava ve işlerle (genellikle alacak, tazminat gibi malvarlığı davaları) sınırlıdır. Kamu düzenini ilgilendiren ve 're'sen araştırma ilkesi'nin geçerli olduğu davalarda, taraflar delil sözleşmesiyle hakimin delil toplama ve maddi gerçeği araştırma yetkisini sınırlayamazlar. - Babalık Davası: Bu dava, kamu düzeni ve çocuğun soybağına ilişkin üstün menfaatini ilgilendirir. Hakim, maddi gerçeği (biyolojik babanın kim olduğunu) ortaya çıkarmak için re'sen delil toplamakla yükümlüdür. Tarafların, en kesin delil olan DNA testine başvurulmayacağını kararlaştırmaları, kamu düzenine aykırı olduğu için geçersizdir. Hakim bu sözleşmeyle bağlı değildir. - Boşanma Davası: Boşanma davaları da, ailenin ve çocukların korunması gibi kamu düzeniyle ilgili yönler içerir. Özellikle, velayet, nafaka, maddi-manevi tazminat gibi konularda hakim, tarafların iddialarıyla sınırlı kalmayıp re'sen araştırma yapabilir. Tarafların, sadakatsizlik gibi bir boşanma sebebinin ispatını belirli bir delille (sadece yazılı delil) sınırlamaları, hakimin diğer delilleri (tanık, telefon kayıtları vb.) değerlendirme ve maddi gerçeğe ulaşma yetkisini kısıtlayacağı için geçersizdir. Sonuç olarak, delil sözleşmesi, re'sen araştırma ilkesinin uygulandığı ve kamu düzenini ilgilendiren davalarda geçerli değildir.