AYM'nin Kadri Enis Berberoğlu (3) kararında altını çizdiği 'Anayasal zorunluluk ve beklenti', sadece yargı organlarını mı kapsar? Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması ve yargılanması sürecinde, 'yasama' organı olan TBMM'nin, Anayasa'nın dokunulmazlığa ilişkin hükümlerini (m. 83) AYM'nin yorumladığı şekilde dikkate alma yükümlülüğü var mıdır? Yasama organının Anayasa'ya uygunluk denetiminin sadece AYM tarafından yapılması ilkesi, bu yükümlülükle çelişir mi?
Hayır, 'Anayasal zorunluluk ve beklenti' sadece yargı organlarını kapsamaz. Anayasa'nın 11. maddesi, Anayasa hükümlerinin 'yasama, yürütme ve yargı organlarını' bağladığını açıkça belirtir. Dolayısıyla, yasama organı olan TBMM de, kendi faaliyetlerinde (kanun yapma, dokunulmazlık kaldırma vb.) Anayasa'ya ve onun AYM tarafından yapılmış bağlayıcı yorumlarına uymakla yükümlüdür. Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin bir oylama, bir 'parlamento kararı' olup, Anayasa'da öngörülen usul ve esaslara tabi bir yasama işlemidir. TBMM, bu işlemi yaparken, Anayasa m. 83'ü ve bu maddenin AYM tarafından (Berberoğlu kararında olduğu gibi) nasıl yorumlandığını göz ardı edemez. AYM'nin, bir dokunulmazlık yorumunun temel bir hakkı (seçilme hakkı) ihlal ettiğini tespit etmesi, TBMM için de bağlayıcı bir hukuki durum yaratır. 'Yasama organının Anayasa'ya uygunluk denetiminin sadece AYM tarafından yapılması' ilkesi, bu durumla çelişmez. Bu ilke, TBMM'nin çıkardığı bir kanunun veya yaptığı bir işlemin hukuki geçerliliğini nihai olarak AYM'nin denetleyeceği anlamına gelir. Ancak bu, TBMM'nin en başından Anayasa'ya aykırı işlem yapma serbestisine sahip olduğu anlamına gelmez. Aksine, TBMM'nin birincil görevi, Anayasa'ya uygun işlemler yapmaktır. AYM'nin mevcut bir yorumu varken, TBMM'nin bu yorumun tam aksi yönde bir işlem tesis etmesi, Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünün ve hukuk devleti ilkesinin ihlali anlamına gelir.