Yargıtay 4. CD 2008/984 K. sayılı kararında, hırsızlık suçundan yakalanan sanığın, soruşturma aşamasında başkasının kimliğini kullandıktan sonra yine soruşturma aşamasında gerçeğe dönmesi nedeniyle TCK m. 269/2'nin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Eğer sanık, bu dönme eylemini, hakkında henüz 'hırsızlık' suçundan soruşturma varken yapmış, ancak 'iftira' suçundan henüz ayrı bir soruşturma başlamamışsa, bu durum TCK m. 269/1'deki 'adli... soruşturma başlamadan önce' dönme olarak kabul edilebilir mi? İki suçun soruşturmalarının ayrılığını bu bağlamda tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337245

Bu, yorum gerektiren incelikli bir durumdur. TCK m. 269'daki 'soruşturma' kavramının, 'iftira suçuna ilişkin soruşturma' olarak anlaşılması gerekir. Sanık, hırsızlık suçundan yakalandığında, hakkında yürüyen soruşturma 'hırsızlık' soruşturmasıdır. Başkasının kimliğini kullandığı anda, 'iftira' suçunu işlemiş olur. Bu yeni suça ilişkin soruşturma ise, ya bu durumun savcılık tarafından fark edilip re'sen bir soruşturma numarası verilmesiyle ya da kimliği kullanılan mağdurun şikayetiyle başlar. Eğer sanık, hakkında sadece hırsızlık soruşturması devam ederken, henüz iftira suçuyla ilgili olarak hakkında bir soruşturma başlatılmadan önce iftirasından dönerse, bu durumun lafzi olarak TCK m. 269/1'deki 'iftira edenin, mağdur hakkında adlî... soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi' şartına uyduğu savunulabilir. Çünkü iftiranın mağduru olan kimliği kullanılan kişi hakkında, o ana kadar bir soruşturma (onun kimliğiyle de olsa) başlamamış olabilir. Ancak, daha isabetli ve suçun işleniş şekline uygun yorum, bu durumu TCK m. 269/2 kapsamında değerlendirmektir. Çünkü iftira suçu, zaten devam eden bir başka soruşturma (hırsızlık) kapsamında işlenmiştir ve adli makamlar olayla zaten meşguldür. Sanığın eylemi, devam eden bu soruşturmayı saptırmaya yöneliktir. Adli mekanizma zaten harekete geçmiştir. Bu nedenle, Yargıtay'ın genel eğilimi, bu tür durumları 'kovuşturma başlamadan önce' yani soruşturma evresinde yapılmış bir dönme olarak kabul edip TCK m. 269/2'yi uygulama yönündedir. Bu yorum, failin adaleti yanıltma eyleminin ciddiyetiyle daha orantılıdır.