Bir sanık, mağdura karşı işlediği tehdit suçundan (TCK m. 106) yargılanırken, aynı zamanda bu olayı çarpıtarak mağdurun kendisine saldırdığı yönünde polise şikayette bulunmuş ve iftira (TCK m. 267) suçunu işlemiştir. Bu iki suç (tehdit ve iftira) arasında nasıl bir içtima ilişkisi vardır? Her iki suçtan ayrı ayrı mı ceza verilir (gerçek içtima)? Yoksa bu durum TCK m. 43 (zincirleme suç) veya TCK m. 44 (fikri içtima) kapsamında değerlendirilebilir mi?
Bu durumda, her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir. Yani 'gerçek içtima' kuralları uygulanır. Bunun nedenleri şunlardır: 1) Farklı Fiiller: Tehdit suçu, mağdura yönelik 'söz veya davranışlarla' işlenir. İftira suçu ise, yetkili makamlara 'ihbar veya şikayette bulunma' şeklinde, farklı bir fiil ile işlenir. Ortada tek bir fiil yoktur. 2) Farklı Mağdurlar ve Hukuki Konular: Tehdit suçunun mağduru, doğrudan tehdit edilen kişidir ve korunan hukuki değer o kişinin 'huzur ve iç güvenliği'dir. İftira suçunun mağduru ise, hem hakkında asılsız ihbarda bulunulan kişi (lekelenmeme hakkı) hem de yanıltılan adli makamlardır (adliyenin saygınlığı). Suçların hukuki konuları ve mağdurları farklıdır. 3) Fikri İçtima (TCK m. 44) Değildir: Fikri içtima, 'tek bir fiil' ile birden fazla farklı suçun oluşmasını gerektirir. Burada ise en az iki ayrı fiil (tehdit etme ve şikayette bulunma) vardır. 4) Zincirleme Suç (TCK m. 43) Değildir: Zincirleme suç, 'aynı suçun' aynı kişiye karşı farklı zamanlarda birden çok kez veya aynı suçun farklı kişilere karşı tek bir fiille işlenmesini gerektirir. Burada ise 'farklı suçlar' (tehdit ve iftira) işlenmiştir. Bu nedenlerle, sanığın eylemleri birbirinden bağımsız iki ayrı suç oluşturduğundan, mahkeme sanığı hem tehdit suçundan hem de iftira suçundan ayrı ayrı cezalandırmalı ve cezaları TCK'daki içtima kurallarına göre toplanmalıdır.