Bir hekim, hastasının acil bir durumunu tedavi ederken, hastanın 'uyumsuz' davranışları (örneğin, verilen ilaçları kullanmaması, pansumanları aksatması) nedeniyle tedavi süreci uzamış ve kalıcı bir hasar oluşmuştur. Hekimin başlangıçta bir hatası olmasa bile, bu 'uyumsuz hastayı' yeterince takip etmemesi, riskler konusunda tekrar uyarmaması, TCK m. 89 kapsamında bir 'ihmali davranışla taksirli sorumluluk' doğurur mu? Hekimin 'garantörlük' sorumluluğunun sınırları bu durumda nerede biter?
Evet, bu durum hekimin ihmali davranışla taksirli sorumluluğunu doğurabilir. Hekimin sorumluluğu, sadece doğru teşhisi koyup doğru tedaviyi uygulamakla bitmez. Aynı zamanda, tedavi sürecini takip etme, hastayı bilgilendirme ve olası risklere karşı uyarma yükümlülüğünü de içerir. Bu, hekimin 'garantörlük' sorumluluğunun bir parçasıdır. Hastanın 'uyumsuz' olması, hekimin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Aksine, bu durum hekimin özen yükümlülüğünü daha da artırabilir. Hekim, hastanın talimatlara uymadığını fark ettiğinde; - Bu durumun yaratacağı riskleri hastaya anlayacağı bir dilde, tekrar ve gerekirse yazılı olarak anlatmalıdır. - Gerekirse hastanın bir yakınını bilgilendirmelidir. - Tedaviyi reddetmesi veya uymamasının sonuçlarını belgelendirmelidir (tutanak tutmak gibi). - Hastayı daha sık kontrole çağırmalı veya takibini sıklaştırmalıdır. Eğer hekim, hastanın uyumsuzluğunu bilmesine rağmen süreci tamamen kendi haline bırakır, gerekli uyarı ve takip görevini ihmal ederse, bu ihmali davranış ile ortaya çıkan zarar (kalıcı hasar) arasında bir illiyet bağı kurulabilir. Bu durumda, hastanın kendi kusuru (müterafik kusur) cezanın belirlenmesinde bir indirim nedeni olarak dikkate alınsa da, hekimin 'ihmal suretiyle taksirle yaralama' suçundan cezai sorumluluğu gündeme gelebilir. Garantörlük sorumluluğu, ancak hekimin tüm bu takip ve uyarı yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen hastanın inatla zarara yol açan davranışlarına devam etmesiyle sona erer.