Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1421 E., 2020/461 K. sayılı kararı, vekaletname ibraz edilmese dahi, sanığın sorgusuna iştirak eden ve 'vekilimdir' dediği avukata tebligat yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu durum, avukatın CMK m. 261 uyarınca 'açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla' kanun yollarına başvurma hakkını nasıl etkiler? Sanığa gerekçeli karar tebliğ edilmemiş, sadece bu vekâletnamesiz avukata tebliğ edilmiş, ancak avukat süresinde temyiz etmemiştir. Sanık, daha sonra durumu öğrenip temyiz talebinde bulunursa, süreyi kaçırmış sayılır mı?
Hayır, sanık süreyi kaçırmış sayılmaz. Her ne kadar CGK kararı, vekaletnamesiz müdafiye yapılan tebligatın, Tebligat Kanunu m. 11 uyarınca geçerli bir tebligat olduğunu ve temyiz süresini başlattığını belirtse de, bu durum savunma hakkının bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir. Avukatın temyiz etmemesi, sanığın bu hakkını kaybetmesi anlamına gelmez. CMK m. 261, avukata 'sanığın açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla' bir hak tanır; bu, sanığın hakkını ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Kanun yoluna başvurma hakkı, esasen sanığa aittir. Özellikle, aralarında yazılı bir vekalet ilişkisi kurulmamış, sadece bir duruşmaya iştirak etmiş bir avukatın, temyiz etmeme yönündeki pasif tutumunun, sanığın iradesini yansıttığı kabul edilemez. Bu durumda, adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğünün bir gereği olarak, sanığın kendisinin de karardan haberdar edilmesi ve bizzat kanun yoluna başvurma imkanının korunması gerekir. Sanık, durumu öğrendiğinde, 'eski hale getirme' (CMK m. 40) kurumuna başvurabilir veya tebligatın kendisine usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek, öğrenme üzerine yaptığı temyiz talebinin süresinde kabul edilmesini isteyebilir. Yüksek Mahkeme, bu gibi durumlarda hak kaybını önlemek amacıyla, sanığın talebini süresinde kabul etme eğilimindedir. Avukata yapılan tebligat süreyi başlatmış olsa da, avukatın temyiz etmemesi halinde sanığın bu hakkı, durumu öğrendiği tarihten itibaren yeniden canlanır.