Bir memur hakkında 4483 sayılı Kanun uyarınca 'soruşturma izni verilmesi' kararı verilmiş, memur bu karara karşı Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz etmiştir. İtiraz süreci devam ederken, savcılık bu izne dayanarak soruşturmayı ilerletip şüphelinin ifadesini alabilir veya gözaltı gibi koruma tedbirlerine başvurabilir mi? Yoksa idari karara karşı itiraz yoluna başvurulması, kararın 'yürütmesini' kendiliğinden durdurur mu?
Hayır, itiraz yoluna başvurulması kararın yürütmesini kendiliğinden durdurmaz. 4483 sayılı Kanun'da veya İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda (İYUK), soruşturma izni kararlarına karşı yapılan itirazın, kararın icrasını veya yürütmesini kendiliğinden durduracağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. İdari yargıda genel kural, dava açılmasının veya kanun yoluna başvurulmasının, idari işlemin yürütmesini durdurmamasıdır (İYUK m. 27). Yürütmenin durdurulması, ancak mahkemenin bu yönde bir karar vermesiyle mümkündür. 4483 sayılı Kanun'a göre yapılan itirazı inceleyen Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay'ın, itirazla birlikte bir 'yürütmenin durdurulması' kararı vermesi de öngörülmemiştir; zira bu merciler dosyayı esastan ve ivedilikle karara bağlarlar. Dolayısıyla, yetkili merci tarafından 'soruşturma izni verilmesi' kararı verildiği andan itibaren, bu karar idari olarak yürütülebilir bir nitelik kazanır. Cumhuriyet savcısı, bu kararın kendisine tebliğ edilmesiyle birlikte, karara karşı itiraz edilmiş olsa bile, soruşturma işlemlerine (ifade alma, delil toplama, koruma tedbirleri) başlayabilir. Eğer daha sonra idari yargı mercii itirazı kabul eder ve soruşturma iznini kaldırırsa, savcılık o ana kadar topladığı delillerle birlikte dosyayı 'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar' vererek kapatmak zorunda kalır. Ancak itiraz süreci, savcılığın soruşturmaya başlamasına hukuken engel teşkil etmez.