Bir hekim, hastanın rızasını alarak bir estetik ameliyat gerçekleştirmiş, ancak sonuç hastanın beklediği gibi olmamıştır. Ortada bir 'komplikasyon' veya açık bir 'tıbbi hata' (malpraktis) yoktur; sadece sonuç estetik olarak 'başarısız' kabul edilmektedir. Bu durumda hekimin cezai sorumluluğu doğar mı? Bu konuyu, hekim ile hasta arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğini (vekâlet sözleşmesi / eser sözleşmesi) dikkate alarak, 'sonuç taahhüdü' ve 'sürece özen gösterme borcu' ayrımı çerçevesinde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337220

Kural olarak, hekimin bu durumda cezai sorumluluğu doğmaz. Ancak hukuki (tazminat) sorumluluğu doğabilir. Ayrım, hekim ile hasta arasındaki sözleşmenin niteliğine dayanır: - Genel Tıbbi Müdahaleler (Tedavi Amaçlı): Bu durumlarda hekim ile hasta arasındaki ilişki, bir 'vekâlet sözleşmesi' (TBK m. 502 vd.) olarak kabul edilir. Vekâlet sözleşmesinde vekil (hekim), belirli bir sonucu (iyileşmeyi) garanti etmez; sadece sürece gerekli dikkat ve özeni göstermeyi taahhüt eder. Hekim, tıp biliminin standartlarına uygun hareket etmişse, sonuç başarısız olsa bile borcunu ifa etmiş sayılır ve sorumluluğu (ne hukuki ne de cezai) doğmaz. - Estetik Amaçlı Müdahaleler: Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, estetik amaçlı ameliyatlar bir 'eser sözleşmesi' (TBK m. 470 vd.) niteliğindedir. Eser sözleşmesinde yüklenici (hekim), sadece sürece özen göstermeyi değil, aynı zamanda belirli bir 'sonucu' (estetik olarak başarılı, vaat edilen görünüm) yaratmayı da taahhüt eder. Bu durumda, ortada bir tıbbi hata olmasa bile, vaat edilen estetik sonuca ulaşılamaması, hekimin borcunu ayıplı ifa ettiği anlamına gelir ve bu durum 'hukuki sorumluluğunu' (tazminat, ücretsiz düzeltme vb.) doğurur. Ancak, bu 'ayıplı ifa', tek başına 'cezai sorumluluk' doğurmaz. Taksirle yaralama (TCK m. 89) gibi bir suçun oluşması için, hekimin sadece sonucu başaramaması değil, aynı zamanda süreci yönetirken 'objektif özen yükümlülüğüne' aykırı davranmış olması (yani bir hata yapması) gerekir. Sonucun estetik olarak başarısız olması, tek başına taksirli bir davranışın kanıtı değildir. Bu nedenle, hekimin cezai sorumluluğu değil, sadece hukuki sorumluluğu gündeme gelir.