Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet kararı, sanığın haberdar olmadığı ve istemediği halde atanan zorunlu müdafiin yüzüne karşı tefhim edilmiştir. Müdafi, bu kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 2. CD 2016/1453 K. sayılı kararında, bu durumda hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanığın kendisi temyiz dilekçesi verirse bu istemin de kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu içtihat, 'tebligatın müdafie yapılması' kuralı ile 'savunma hakkının bizzat sanığa ait olması' ilkesi arasında nasıl bir denge kurmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337217

Bu içtihat, zorunlu müdafilik kurumunun amacının sanığı korumak olduğunu, ancak bu kurumun sanığın iradesini ve bizzat savunma hakkını tamamen ortadan kaldıran bir mekanizmaya dönüşmemesi gerektiğini vurgulayarak hassas bir denge kurmaktadır. Denge şu şekilde işler: 1) Sanığın Bilgilendirilme Hakkının Korunması: Zorunlu müdafilik, sanığın rızası dışında tesis edilen bir ilişkidir. Sanığın, kendisine bir müdafi atandığından ve bu müdafiin kendi adına işlemler yaptığından haberdar edilmesi, adil yargılanma hakkının asgari bir gereğidir. Sanığın haberi olmadan atanan müdafie yapılan tefhim, sanık açısından hukuki sonuç doğurmaz. 2) Sanığın İradesine Üstünlük Tanınması: Savunma hakkı esasen sanığa aittir, müdafi bu hakkın kullanılmasında bir yardımcıdır. Müdafiin yaptığı temyiz, sanığın lehine bir işlem gibi görünse de, sanığın bu kararı kabul etme veya daha farklı gerekçelerle kendisinin temyiz etme iradesi olabilir. Bu nedenle Yargıtay, müdafiin temyizine rağmen, kararın mutlaka sanığın kendisine de tebliğ edilerek, ona bizzat kanun yoluna başvurma imkanı tanınması gerektiğini belirtmektedir. 3) Çifte Güvence: Bu uygulama, sanık için çifte bir güvence sağlar. Eğer sanık temyiz etmezse, müdafiin yaptığı temyiz geçerliliğini korur ve sanık hak kaybına uğramaz. Eğer sanık kendisi de temyiz ederse, onun dilekçesindeki gerekçeler de dikkate alınır. Bu şekilde, hem zorunlu müdafilik kurumunun koruyucu işlevi yerine getirilir, hem de sanığın şahsi iradesi ve savunma hakkı güvence altına alınmış olur.