TCK m. 89/5, taksirle yaralama suçunun takibini şikayete bağlamıştır. Mağdur, şikayet hakkını kullandıktan ve kamu davası açıldıktan sonra, kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçmiştir. Bu vazgeçme, CMK m. 223/8 uyarınca 'davanın düşmesi' sonucunu doğurur. Peki, sanık bu 'düşme' kararına rağmen, yargılama gideri ve lehine vekalet ücreti talep edebilir mi? Bu durumu, 'beraat' ve 'düşme' kararları arasındaki farkı ve CMK m. 327'nin uygulanabilirliğini dikkate alarak tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337207

Hayır, sanık lehine vekalet ücreti talep edemez. Yargılama giderleri konusunda ise durum tartışmalıdır. İki karar türü arasında temel bir fark vardır: 'Beraat' kararı, sanığın suçu işlemediğinin veya eylemin suç olmadığının esastan tespiti anlamına gelir. 'Düşme' kararı ise, sanığın suçlu olup olmadığı konusunda esasa ilişkin bir karar verilmeksizin, şikayetten vazgeçme, zamanaşımı, af gibi bir usuli nedenle davanın sona erdirilmesidir. Beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin (AAÜT m. 13/5) temelinde, sanığın haksız yere yargılandığının ve aklandığının tescil edilmesi yatar. Düşme kararında ise böyle bir aklanma durumu yoktur; dava esasa girilmeden bitmiştir. Bu nedenle, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, şikayetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararlarında, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilemez. Yargılama giderleri konusunda ise, CMK m. 327/1 'Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkum edilir.' demektedir. Düşme kararı bu kapsamda sayılmamıştır. Genel kural, davanın açılmasına kendi taksirli fiiliyle sebebiyet veren sanığın, dava şikayetten vazgeçme ile düşse bile, yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasıdır. Ancak uygulamada mahkemeler, genellikle yargılama giderlerini kamu üzerinde bırakma eğilimindedir.