Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2009/2223 K. sayılı kararında, sanık hakkında 'tekerrüre esas olup olmadığının araştırılmaması' bir bozma nedeni olarak sayılmıştır. TCK m. 58'deki tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için, önceki mahkumiyetin ne zaman 'kesinleşmiş' olması gerekir? Sanık, yeni suçu işledikten sonra, ancak bu suçtan dolayı hüküm kurulmadan önce eski bir mahkumiyeti kesinleşirse, bu durum tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektirir mi?
Hayır, bu durum tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez. TCK m. 58'e göre tekerrürün uygulanabilmesi için, sanığın 'önceden işlediği bir suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra', yasal süreler içinde 'yeni bir suç işlemesi' gerekir. Buradaki kritik sıralama şudur: 1. İlk suçun işlenmesi. 2. İlk suçtan verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi. 3. Bu kesinleşmeden sonra, yasal süreler içinde ikinci suçun işlenmesi. Sorudaki örnekte, sanık yeni suçu işlediği tarihte, önceki mahkumiyeti henüz kesinleşmemiştir. Önceki mahkumiyetin, yeni suç işlendikten sonra kesinleşmesi, tekerrür şartlarını oluşturmaz. Kanun, failin daha önce bir mahkumiyetin sonuçlarını görmüş ve bundan ders almamış olmasını, yani 'suç işleme konusundaki kararlılığını' daha ağır bir yaptırıma tabi tutmaktadır. Fail, yeni suçu işlediği anda hukuken 'sabıkasız' (o suç açısından kesinleşmiş mahkumiyeti olmayan) bir konumdadır. Sonradan kesinleşen bir hüküm, geçmişe yürüyerek, işlendiği anda tekerrür kapsamında olmayan bir fiili, tekerrür kapsamına sokamaz. Bu, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'kanunilik' ve 'belirlilik' ilkelerine aykırı olur. Dolayısıyla, mahkemenin tekerrürü uygulayabilmesi için, sanığın adli sicil kaydını incelerken, ikinci suçun işlendiği tarihte kesinleşmiş bir mahkumiyeti olup olmadığını dikkatle kontrol etmesi gerekir.