HMK m. 193/2, 'taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir.' hükmünü amirdir. Bu hüküm, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'daki 'haksız şart' (m. 5) kavramı ile nasıl bir ilişki içindedir? Bir tüketici sözleşmesinde yer alan ve uyuşmazlık halinde sadece satıcının ticari defterlerinin delil olarak kabul edileceğini öngören bir delil sözleşmesi, her iki hüküm çerçevesinde nasıl değerlendirilir?
İki hüküm arasında yakın bir ilişki vardır ve her ikisi de sözleşmelerde zayıf olan tarafı korumayı amaçlar. HMK m. 193/2, genel bir usul hukuku kuralı iken, TKHK m. 5 daha özel olarak tüketici sözleşmelerindeki 'haksız şartları' düzenler. Bir tüketici sözleşmesinde, sadece satıcının ticari defterlerinin delil olarak kabul edileceğini öngören bir delil sözleşmesi, her iki hüküm açısından da geçersizdir. - HMK m. 193/2 Açısından: Bu hüküm, tüketicinin ispat hakkını 'fevkalade güçleştirir'. Tüketici, satıcının tek taraflı olarak tuttuğu defterlerin aksini ispatlama imkanından mahrum bırakılmaktadır. Bu, silahların eşitliği ilkesine aykırıdır ve bu nedenle delil sözleşmesi geçersizdir. - TKHK m. 5 Açısından: Bu hüküm, tipik bir 'haksız şart'tır. TKHK m. 5, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dahil edilen ve tarafların hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine dürüstlük kuralına aykırı bir dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarını 'haksız şart' olarak tanımlar ve kesin olarak hükümsüz sayar. İspat yükünü tüketici aleyhine ağırlaştıran veya delil sunma hakkını kısıtlayan hükümler, yönetmelikte de açıkça haksız şart olarak sayılmıştır. Satıcının kendi defterlerini tek delil olarak dayatması, açıkça tüketici aleyhine bir dengesizlik yaratır ve müzakere edilmediği için haksız şarttır. Sonuç olarak, böyle bir delil sözleşmesi hem genel usul hukuku (HMK m. 193/2) hem de özel tüketici hukuku (TKHK m. 5) gereğince geçersizdir ve mahkeme tarafından yok hükmünde sayılmalıdır.