Bir şirketin muhasebecisi, şirket yetkilisinin bilgisi ve talimatı olmaksızın, kendi inisiyatifiyle sahte faturalar düzenleyerek veya kullanarak şirketin vergi matrahını düşürmüştür. Bu durumda, VUK m. 359 kapsamındaki suçtan dolayı cezai sorumluluk kime aittir? Şirket tüzel kişiliğinin, şirket yetkilisinin (kanuni temsilci) ve fiili işleyen muhasebecinin sorumluluğunu, TCK'daki 'faillik' ve 'iştirak' (şeriklik) kuralları ile VUK m. 360 çerçevesinde analiz ediniz.
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, suçu fiilen işleyen kişi cezalandırılır. Somut olayda, sahte belgeleri bilerek ve isteyerek düzenleyen veya kullanan kişi muhasebecidir. Dolayısıyla, suçun 'faili' odur ve VUK m. 359 uyarınca doğrudan cezai sorumluluğu doğar. Şirket tüzel kişiliğinin ceza sorumluluğu yoktur; ancak haklarında güvenlik tedbirlerine (iznin iptali, müsadere vb.) hükmedilebilir. Şirket yetkilisinin (kanuni temsilci) sorumluluğu ise daha karmaşıktır. Eğer yetkilinin, muhasebecinin eyleminden haberi yoksa, talimat vermemişse ve muhasebe işlerini denetleme konusundaki 'özen ve gözetim yükümlülüğünü' ihlal ettiğine dair bir kanıt da yoksa, cezai sorumluluğu doğmaz. Zira kastı (doğrudan veya olası) bulunmamaktadır. Ancak, eğer savcılık, yetkilinin bu işlemden haberdar olduğunu, göz yumduğunu veya denetim görevini kasten ihmal ederek fiilin işlenmesine zemin hazırladığını ispatlarsa, yetkilinin sorumluluğu 'iştirak' hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Eylemi birlikte gerçekleştirdilerse 'müşterek fail', muhasebeciyi azmettirmişse 'azmettiren', fiilin işlenmesine yardım etmişse 'yardım eden' olarak sorumlu tutulabilir. VUK m. 360 da bu iştirak kurallarını teyit eder. Özetle, asıl fail muhasebecidir; yetkilinin sorumluluğu ise suça iştirak edip etmediğinin ispatına bağlıdır.