YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ 2016/17850 K. sayılı kararında, SEGBİS ile savunma alınmasının 'Adil Yargılanma ilkesine' ve 'yüzyüzelik ilkesine' uygun olduğunu belirtmiştir. Bu kabul, sanığın tutum ve davranışlarını, mimiklerini, samimiyetini doğrudan gözlemleme imkanından mahrum olan bir mahkemenin, 'vicdani kanı' (CMK m. 217) oluşturma sürecini nasıl etkiler? SEGBİS'in, yüzyüzelik ilkesinin maddi (fiziksel varlık) ve manevi (doğrudanlık) unsurlarından hangisini ne ölçüde karşıladığını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337199

Yargıtay'ın bu kararı, teknolojinin ceza muhakemesine entegrasyonunda pragmatik bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Ancak bu kabul, 'yüzyüzelik' ilkesinin tüm boyutlarıyla karşılandığı anlamına gelmez. Yüzyüzelik ilkesinin iki temel unsuru vardır: 1) Maddi Unsur (Fiziksel Varlık): Tarafların ve delillerin duruşma salonunda fiziksel olarak bir arada bulunmasıdır. SEGBİS, bu unsuru tam olarak karşılamaz, sanal bir birliktelik sağlar. 2) Manevi Unsur (Doğrudanlık - vasıtasızlık): Mahkemenin, sanıkla ve diğer delillerle araya bir vasıta (teknoloji, aktarım vb.) girmeden, doğrudan temas kurmasıdır. SEGBİS, araya bir teknolojik vasıta soktuğu için bu ilkeyi de zedeler. Yargıtay, SEGBİS'in sesli ve görüntülü iletişim sağlaması nedeniyle, bu ilkelerin 'özünü' ihlal etmediği, makul bir alternatif olduğu sonucuna varmıştır. Ancak, mahkemenin 'vicdani kanı' oluşturma süreci üzerindeki etkisi yadsınamaz. Hakim, ekrandan izlediği bir sanığın beden dilini, mimiklerini, tereddütlerini, duruşma salonundaki atmosferden etkileşimini, fiziksel olarak salonda bulunan bir sanık kadar etkin bir şekilde gözlemleyemez. İletişim, sadece sözlerden değil, sözsüz unsurlardan da oluşur. Teknolojinin getirdiği bu 'filtre', hakimin sanığın samimiyetine veya tutarsızlığına ilişkin edineceği sezgisel izlenimleri zayıflatabilir. Bu da vicdani kanının oluşum sürecini, salondaki bir yargılamaya göre daha zor ve eksik hale getirebilir. Dolayısıyla SEGBİS, yüzyüzelik ilkesinin maddi unsurunu karşılamayan, manevi unsurunu ise ancak sınırlı bir ölçüde karşılayan, zorunlu hallerde başvurulması gereken istisnai bir yöntem olarak görülmelidir.