Bir sanık hakkında iftira suçundan kovuşturma yürütülürken, sanık iftirasından dönerek etkin pişmanlık göstermiştir. Ancak mahkeme, sanığın sabıkalı geçmişini ve suç işleme eğilimini gerekçe göstererek, TCK m. 269/2'de öngörülen zorunlu indirimi (3/4) uygulamamıştır. Mahkemenin bu kararı hukuka uygun mudur? Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında, sanığın kişiliğinin veya sabıka durumunun bir önemi var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337190

Mahkemenin bu kararı hukuka aykırıdır. TCK m. 269'un 1. ve 2. fıkralarında düzenlenen etkin pişmanlık halleri, hakimin takdirine bağlı olmayan, 'zorunlu' indirim nedenleridir. Kanun metninde '...cezanın ... indirilir' ifadesi kullanılmıştır. Bu, şartları oluştuğunda mahkemenin bu indirimi yapmak zorunda olduğu anlamına gelir. Kanun, bu indirimden yararlanmak için failin sabıkasız olması, pişmanlık duyması veya iyi halli olması gibi ek bir şart aramamıştır. Tek şart, failin belirtilen yargılama evrelerinde (soruşturma başlamadan veya kovuşturma başlamadan) iftirasından dönmesidir. Sanığın sabıkalı geçmişi veya kişiliği, TCK m. 61 uyarınca 'temel cezanın belirlenmesinde' veya TCK m. 62'deki 'takdiri indirim nedenlerinin' uygulanıp uygulanmamasında dikkate alınabilir. Ancak, kanunun emredici bir hükmü olan ve objektif bir şarta (belirli bir zamanda dönme) bağlanmış olan zorunlu bir indirim nedenini, sübjektif gerekçelerle uygulamamak mümkün değildir. Dolayısıyla, mahkeme indirimi uygulamak zorunda olup, sanığın kişiliğine ilişkin değerlendirmelerini ancak diğer aşamalarda (temel ceza tayini, takdiri indirim) yapabilir. Yargıtay 16. CD'nin 2015/1233 K. sayılı kararı da etkin pişmanlığın tartışılması gerektiğini belirterek bu zorunluluğa işaret etmektedir.