HMK m. 180 uyarınca davasını tamamen ıslah eden davacı, yeni dilekçesini süresinde vermemiş ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmiştir. Yargılama sonunda davacı davayı kaybetmiştir. Davacı, istinaf veya temyiz aşamasında, ilk derece mahkemesinin, ıslahla ileri sürmeyi amaçladığı ancak dilekçesini vermediği yeni talepleri ve vakıaları dikkate almadığı gerekçesiyle kararı bozmasını talep edebilir mi? 'Islah hakkı kullanılmış sayılır' hükmünün bu duruma etkisini açıklayınız.
Hayır, böyle bir talepte bulunamaz ve bu gerekçeyle kararın bozulmasını isteyemez. HMK m. 180'in yaptırımı çok açıktır. Davacı, ıslah beyanında bulunduktan sonra bir haftalık kesin süre içinde yeni dilekçesini vermeyerek usuli bir yükümlülüğü yerine getirmemiştir. Kanun bu ihmalin sonucunu, 'ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir' olarak belirlemiştir. 'Islah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir' ifadesi, mahkemenin sadece ıslah öncesi dava dilekçesindeki talep ve vakıalarla bağlı olduğu anlamına gelir. Mahkemenin, davacının ileri sürmediği (dilekçesini vermediği için hukuken var olmayan) yeni talepleri dikkate alması zaten HMK m. 26'daki 'taleple bağlılık ilkesi'ne aykırı olurdu. Davacının kanun yolunda bu yönde bir iddiada bulunması, kendi usuli ihmalinin sonuçlarını mahkemeye yüklemeye çalışmak olur ki bu hukuken korunmaz. 'Islah hakkı kullanılmış sayılır' ifadesi ise, davacının o dava içindeki tek ıslah hakkını tükettiği ve artık bu yola başvuramayacağı anlamına gelir. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesi kanunu doğru uygulamıştır ve bu durum kanun yolunda bir bozma nedeni teşkil etmez.