Taksirle bir kişinin yüzünde 'sabit iz' (TCK m. 89/2-d) ile 'sürekli değişiklik' (TCK m. 89/3-d) meydana gelmesine neden olma arasındaki temel fark nedir? Bir estetik cerrahın hatası sonucu, hastanın burnunda belirgin bir yara izi kalması hangi bent kapsamında, yüzünün simetrisinin tamamen bozulması ve tanınmayacak hale gelmesi hangi bent kapsamında değerlendirilir? Bu ayrımda kullanılan adli tıp kriterleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337186

İki nitelikli hal arasındaki temel fark, değişikliğin 'niteliği' ve 'yoğunluğu'dur. - Yüzde Sabit İz (TCK m. 89/2-d): Bu, yüzün genel estetik görünümünü ve ifadesini temelden değiştirmeyen, ancak belirli bir bölgede kalıcı olan ve dışarıdan bakıldığında fark edilen iz, leke, çöküntü, kabarıklık gibi değişikliklerdir. Kişinin kimliği veya tanınması konusunda bir zorluk yaratmaz. Örnekteki, burun üzerindeki belirgin yara izi bu kapsama girer. Adli tıp açısından kriter, izin 'sabit' yani kalıcı olması ve yüz bölgesinde yer almasıdır. - Yüzde Sürekli Değişiklik (TCK m. 89/3-d): Bu, daha ağır bir durumu ifade eder. Yüzün genel görünümünü, estetik bütünlüğünü ve ifadesini 'esaslı' bir biçimde bozan, kişiyi önceden tanıyanların onu tanımakta zorluk çekeceği veya duraksayacağı derecede bir değişime yol açan durumdur. Yüzün simetrisinin tamamen bozulması, bir gözün kaybı, burnun tamamen çökmesi, geniş yanıklar sonucu yüz hatlarının kaybolması gibi durumlar bu kapsama girer. Adli tıp kriteri, değişikliğin sadece bir iz olmanın ötesinde, yüzün 'morfolojik yapısını' ve 'ifade bütünlüğünü' kalıcı olarak bozmasıdır. Bu ayrım, ceza miktarını doğrudan etkilediği için (birinde yarı oranında artırım, diğerinde bir kat artırım), mahkemelerin Adli Tıp Kurumu'ndan bu iki kavram arasındaki ayrıma ilişkin net ve gerekçeli raporlar alması büyük önem taşır.