VUK m. 359'a göre 'sahte belge', 'gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.' Bir inşaat şirketi, temel kazısı için X firmasından hizmet almış ancak fatura alamamıştır. Daha sonra, Y firmasından, sanki hafriyat hizmeti ondan alınmış gibi bir fatura temin etmiştir. Y firması da gerçek bir hafriyat şirketidir ve bu tür hizmetleri vermektedir. Bu durumda, ortada gerçek bir 'hafriyat hizmeti alımı' olduğuna göre, kullanılan fatura 'sahte' midir, yoksa 'muhteviyatı itibariyle yanıltıcı' mıdır?
Bu durumda kullanılan fatura 'sahte belge'dir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, VUK m. 359 açısından kritik olan, sadece işlemin türünün (hafriyat hizmeti) gerçek olması değil, aynı zamanda belgeyi düzenleyen taraf ile hizmeti alan taraf arasındaki ilişkinin de gerçek olmasıdır. Tanımda geçen 'gerçek bir muamele veya durum' ifadesi, belgede taraf olarak görünen kişiler arasındaki muameleyi ifade eder. Somut olayda, inşaat şirketi ile faturayı düzenleyen Y firması arasında herhangi bir hizmet alım-satım ilişkisi gerçekleşmemiştir. İnşaat şirketinin başka bir firmadan (X firması) hizmet almış olması, Y firması tarafından düzenlenen faturayı 'gerçek bir muameleye' dayalı hale getirmez. Y firmasının düzenlediği fatura, kendisi ile inşaat şirketi arasında var olmayan bir hizmet alımını varmış gibi göstermektedir. Bu, tam olarak VUK m. 359/b'deki 'gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge' tanımına uymaktadır. Dolayısıyla, eylem 'sahte belge kullanma' suçunu oluşturur. MIYB'den söz edebilmek için, hizmetin gerçekten Y firmasından alınmış olması, ancak faturada miktarın (örn, 100 kamyon yerine 150 kamyon) veya mahiyetin yanlış yazılmış olması gerekirdi.