HMK m. 181, kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceğini belirtir. Yargıtay HGK 2015/3666 E. sayılı kararında, hakimin bu sürenin 'kesin süre' olduğunu ve sonuçlarını hatırlatması gerektiğini vurgulamıştır. Bir davada hakim, davacı vekiline 'ıslah dilekçesi sunması için 10 gün süre verilmesine' şeklinde, 'kesin' olduğunu belirtmeden ve sonuçlarını hatırlatmadan bir ara karar kurmuştur. Davacı vekili, 10 günlük süreden sonra ancak tahkikat bitmeden ıslah dilekçesi verirse, bu ıslah geçerli midir?
Evet, bu ıslah geçerlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararında da vurgulandığı gibi, bir sürenin 'kesin süre' olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, HMK m. 94 uyarınca iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: 1) Hakimin, sürenin 'kesin' olduğunu ara kararında açıkça belirtmesi. 2) Süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını (yani o hakkın kaybedileceğini) tarafa açıkça hatırlatması (ihtar etmesi). Bu iki unsurdan biri eksikse, verilen süre kesin süre niteliği taşımaz ve hak kaybına yol açmaz. Somut olayda, hakim ne sürenin 'kesin' olduğunu belirtmiş ne de sonuçlarını ihtar etmiştir. Dolayısıyla, verdiği 10 günlük süre, düzenleyici nitelikte, yol gösterici bir süredir. Islah hakkı ise, HMK m. 177 uyarınca, tahkikat sona erinceye kadar kullanılabilen bir haktır. Davacı vekili, hakimin verdiği düzenleyici nitelikteki süreyi kaçırmış olsa bile, asıl yasal hak kullanma süresi olan 'tahkikatın sonuna kadar' olan süre içinde ıslah yaptığı için, bu ıslah tamamen geçerlidir. Mahkemenin, bu ıslahı süre yönünden reddetmesi, HMK m. 94 ve m. 177'ye aykırı olur ve bozma nedenidir.