Bir sanık, alkolün etkisiyle telefonunun gasp edildiğini iddia ederek polise başvurmuş, ancak soruşturma evresinde savcıya verdiği ifadede 'alkolün etkisiyle yanılmışım, kimse beni gasp etmedi' diyerek iftirasından dönmüştür. Kovuşturma aşamasında ise tekrar 'param ve telefonum gasp edildi' şeklinde beyanda bulunmuştur. Yargıtay 4. CD 2014/44511 K. sayılı kararında, soruşturma evresindeki dönmenin geçerli kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kararı, etkin pişmanlıkta aranan 'istikrar' unsuru ile nasıl bağdaştırabiliriz? Soruşturma evresinde yapılan geçerli bir dönmeden, kovuşturma aşamasında geri dönülebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337181

Bu, etkin pişmanlığın 'istikrar' unsurunun yorumuyla ilgili önemli bir sorundur. Genel kural olarak, etkin pişmanlığın geçerli olabilmesi için failin beyanının samimi, net ve istikrarlı olması, yani sonradan bu beyanından dönmemesi gerekir. Yargıtay 10. CD 2013/15366 K. sayılı kararında olduğu gibi, soruşturmada dönüp kovuşturmada vazgeçen sanığın etkin pişmanlıktan yararlanamayacağına dair kararlar mevcuttur. Ancak, Yargıtay 4. CD'nin 2014/44511 K. sayılı kararı, bu kurala farklı bir perspektif getirmektedir. Bu kararın ardındaki mantık şu şekilde açıklanabilir: TCK m. 269, etkin pişmanlığı belirli yargılama evrelerine bağlayarak objektif sonuçlar öngörmüştür. Sanık, 'kovuşturma başlamadan önce' (soruşturma evresinde) iftiradan dönerek, TCK m. 269/2'nin aradığı şartı o an itibarıyla yerine getirmiş ve bu indirimden yararlanma hakkını 'kazanmış' olur. Kovuşturma aşamasında, yani hakkında iftira suçundan dava açıldıktan sonra, kendisini savunmak amacıyla tekrar eski iddiasına dönmesi, bu kazanılmış hakkı ortadan kaldırmaz. Bu ikinci beyan, artık bir 'pişmanlıktan vazgeçme' olarak değil, 'hakkında açılan davada suçsuzluğunu ispat etmeye yönelik bir savunma stratejisi' olarak yorumlanabilir. Bu yorum, failin soruşturma evresinde gerçeği söyleyerek adalete yaptığı katkıyı, sonradan kendisini savunma çabası nedeniyle cezalandırmamayı amaçlar. Ancak bu yaklaşım tartışmalıdır ve Yargıtay daireleri arasında farklı uygulamalara yol açabilmektedir. Baskın görüş, pişmanlığın sonuna kadar sürdürülmesi gerektiği yönündedir.