YARGITAY 21. CEZA DAİRESİ 2015/8358 K. sayılı kararında, sahte kimlik kullanan sanığın, mağdur hakkında adli soruşturma başladıktan sonra kimliğini ikrar etmesi üzerine, mahkemenin TCK m. 269/3-a (hükümden önce) uygulamasını hatalı bularak, eylemin TCK m. 269/2 (kovuşturma başlamadan önce) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği imasıyla kararı bozmuştur. 'Soruşturmanın başlaması' ile 'kovuşturmanın başlaması' arasındaki kritik fark nedir ve bu fark, etkin pişmanlık indirim oranını nasıl etkiler?
'Soruşturmanın başlaması', suç şüphesinin Cumhuriyet savcısı tarafından öğrenilmesiyle başlayıp iddianamenin kabulüne kadar devam eden evredir (CMK m. 2/1-e). 'Kovuşturmanın başlaması' ise, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar devam eden evredir (CMK m. 2/1-f). Yargıtay kararındaki olayda sanık, iftirası sonucu mağdur hakkında bir 'soruşturma' dosyası açıldıktan, ancak bu soruşturma sonucunda bir 'kamu davası' (kovuşturma) açılmadan önce gerçeği ikrar etmiştir. TCK m. 269, bu evreleri dikkate alarak kademeli bir indirim sistemi öngörmüştür: - Soruşturma başlamadan önce dönme: 4/5 indirim (m. 269/1) - Kovuşturma başlamadan önce (yani soruşturma evresinde) dönme: 3/4 indirim (m. 269/2) - Kovuşturma başladıktan sonra (hükümden önce) dönme: 2/3 indirim (m. 269/3-a) Yargıtay, olayda sanığın dönmesinin, soruşturma evresi içinde, yani 'kovuşturma başlamadan önce' gerçekleştiğini tespit etmiştir. Mahkeme ise bu durumu hatalı bir şekilde 'hükümden önce' olarak nitelendirip m. 269/3-a'yı uygulamıştır. Yargıtay, doğru fıkranın m. 269/2 olduğunu ve bu fıkraya göre daha yüksek bir indirim (3/4) yapılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Bu, etkin pişmanlıkta doğru evrenin tespitinin, uygulanacak indirim oranı açısından hayati önem taşıdığını göstermektedir.