Bir sanık, 2010 yılında işlediği bir suçtan dolayı 2012 yılında mahkum olmuş ve hüküm kesinleşmiştir. 2014 yılında yürürlüğe giren yeni bir kanun, sanığın eylemini suç olmaktan çıkarmıştır. Sanığın bu durumdan faydalanabilmesi için 'uyarlama yargılaması' yapılması gerekir. Bu uyarlama yargılamasında, sanığın ilk yargılamadaki vekaletnameli vekili, sanıktan yeni bir vekaletname almadan, uyarlama kararına karşı temyiz başvurusunda bulunabilir mi? Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2012/18266 K. sayılı kararındaki 'avukatlık sözleşmesinin kesin hükümle sona ereceği' ilkesini bu bağlamda tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337176

Hayır, yeni bir vekaletname veya muvafakat olmadan temyiz başvurusunda bulunamaz. Yargıtay'ın ilgili kararında da belirtildiği gibi, kural olarak bir davadaki avukatlık sözleşmesi, o davaya ilişkin hükmün 'kesinleşmesiyle' sona erer. Sanığın 2012 yılında kesinleşen mahkumiyet hükmü ile ilk yargılama ve buna ilişkin avukatlık sözleşmesi hukuken tamamlanmıştır. 'Uyarlama yargılaması', ilk davanın bir devamı değil, kesinleşmiş bir hüküm üzerinde sonradan çıkan lehe kanun nedeniyle yapılan yeni ve özel bir yargılama türüdür. Bu, yeni bir hukuki iş niteliğindedir. Dolayısıyla, ilk yargılamadaki vekilin görevi sona erdiği için, uyarlama yargılamasında sanığı temsil etme veya onun adına kanun yoluna başvurma yetkisi kendiliğinden devam etmez. Vekilin uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararı temyiz edebilmesi için, ya sanıktan bu yeni iş için düzenlenmiş bir vekaletname alması ya da sanığın, vekilin yaptığı temyiz başvurusuna sonradan açıkça 'muvafakat' ettiğini bir dilekçe ile mahkemeye bildirmesi gerekir. Bu şartlar sağlanmadan, sadece ilk davadaki vekaletnameye dayanarak yapılan temyiz istemi, yetkisiz bir temsilci tarafından yapıldığı için mahkemece reddedilmelidir.