Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/487 E. sayılı kararında, hükmün aleyhe bozulması halinde, davaya yeniden bakacak mahkemece sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulmasının zorunlu olduğu, müdafiin dinlenilmesi ile yetinilemeyeceği belirtilmiştir. Sanığın gıyabında (yokluğunda) verilen ve müdafii tarafından temyiz edilen bir karar, sanık lehine bozulursa, yeniden görülecek davada sanığın bizzat dinlenmesi yine de zorunlu mudur? 'Aleyhe bozma' ve 'lehe bozma' arasındaki bu ayrımın, savunma hakkının kullanımı açısından pratik sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337172

Hayır, lehe bozma halinde sanığın bizzat dinlenmesi zorunlu değildir. CMK m. 307/2 (eski CMUK m. 326/2), bu zorunluluğu açıkça 'hükmün aleyhe bozulması hali' için öngörmüştür. Bunun temel nedeni, savunma hakkının bir güvencesidir. Sanığın durumu, ilk karara göre daha da ağırlaşma potansiyeli taşıdığı için (aleyhe bozma), kendisine bu yeni ve aleyhe duruma karşı bizzat savunma yapma imkanı tanınmalıdır. Bu durumda müdafiin beyanı yeterli görülmez, çünkü cezanın kişiselliği ilkesi gereği, sanığın kendisinin dinlenmesi esastır. 'Lehe bozma' durumunda ise, sanığın hukuki durumu ilk karardan daha kötüye gitmeyecektir. Aksine, ya daha lehe bir karar verilecek ya da en kötü ihtimalle ilk karardaki durum korunacaktır ('aleyhe değiştirme yasağı' gereği). Bu nedenle, sanığın hukuki menfaati zaten korunmuş olduğu için, bizzat dinlenmesi zorunlu bir usul kuralı olarak öngörülmemiştir. Bu durumda, müdafiinin beyanları ile yetinilmesi veya sanığın yazılı beyanının alınması yeterli görülebilir. Bu ayrımın pratik sonucu, aleyhe bozmalarda yargılama sürecinin sanığın bulunması ve dinlenmesi nedeniyle uzayabilmesi, lehe bozmalarda ise daha hızlı ilerleyebilmesidir.