HMK m. 193/2, 'ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren' delil sözleşmelerini geçersiz saymaktadır. Bir eser sözleşmesinde, 'Yüklenicinin, işin ayıplı olduğuna dair tüm iddialarını, işin geçici kabulünden itibaren 7 gün içinde yazılı olarak bildirmediği takdirde, bu hakkından feragat etmiş sayılacağı ve sonradan ayıp iddiasında bulunamayacağı' şeklinde bir hüküm bulunmaktadır. Bu hükmün, delil sözleşmesi niteliği ve HMK m. 193/2 karşısındaki geçerliliğini, özellikle 'gizli ayıp' kavramı çerçevesinde tartışınız.
Bu hüküm, bir delil sözleşmesinden çok, bir 'hak düşürücü süre' öngören ve 'haktan feragat' sonucunu doğuran maddi hukuka ilişkin bir sözleşme niteliğindedir. Ancak, ispat hakkıyla olan yakın ilişkisi nedeniyle HMK m. 193/2 çerçevesinde de değerlendirilebilir. Bu hükmün geçerliliği, ayıp türüne göre değişir. 'Açık ayıplar' (ilk bakışta görülebilen ayıplar) için öngörülen bu 7 günlük süre, makul ve geçerli kabul edilebilir. Zira iş sahibinden, teslim aldığı işi makul bir sürede gözden geçirmesi beklenir. Ancak, 'gizli ayıplar' (kullanımla veya zamanla ortaya çıkan, ilk teslimde fark edilemeyen ayıplar) açısından bu hüküm, iş sahibinin 'ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan' bir nitelik taşır ve bu nedenle geçersizdir. Çünkü iş sahibi, varlığından haberdar olmadığı bir ayıbı 7 gün içinde bildiremez. Türk Borçlar Kanunu'ndaki ayıp ihbarına ilişkin düzenlemeler, gizli ayıplar için 'ayıbın öğrenildiği andan itibaren' derhal ihbar yükümlülüğü getirir. Sözleşmedeki bu katı 7 günlük süre, kanunun bu koruyucu hükmünü iş sahibi aleyhine ortadan kaldırmaktadır. Dolayısıyla, mahkeme bu sözleşme hükmünü gizli ayıplar açısından HMK m. 193/2 ve TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) gereğince geçersiz saymalı ve iş sahibinin gizli ayıbı öğrendikten sonra makul sürede ihbar edip etmediğini araştırmalıdır.