TCK m. 269/3-c, 'hükmolunan cezanın infazına başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri, indirilebilir' hükmünü içermektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, iftiradan dönmenin, iftiraya uğrayan mağdurun cezasının infazı sırasında mı, yoksa iftirayı atan failin kendi cezasının infazı sırasında mı gerçekleşmesi gerekir? Hükmün lafzı ve amacı doğrultusunda yorumlayınız.
Bu hüküm, uygulamada en nadir görülen ve yoruma en açık fıkralardan biridir. Hükmün lafzındaki 'hükmolunan cezanın infazına başlanması' ifadesi, iftiraya uğrayan masum mağdurun mahkumiyetinin kesinleşip cezasının infazına başlanmasını ifade eder. Etkin pişmanlık, failin kendi eyleminin sonuçlarını gidermeye yönelik bir çabasıdır. İftira suçunun en ağır sonucu, masum bir kişinin haksız yere mahkum olup cezaevine girmesidir. Kanun koyucunun amacı, bu en ağır mağduriyetin yaşandığı aşamada dahi, gerçeği ortaya çıkararak masum kişinin hürriyetine kavuşmasını sağlayacak bir dönmeyi teşvik etmektir. Dolayısıyla, iftiracı fail, mağdurun cezasının infazı başladıktan sonra ortaya çıkıp iftirasından dönerse ve bu dönme sonucu mağdur hakkındaki hüküm yargılamanın yenilenmesi gibi yollarla ortadan kaldırılırsa, kendi iftira suçundan alacağı cezada bu indirimden yararlanabilir. Failin kendi cezasının infazı sırasında dönmesinin bu fıkra kapsamında bir anlamı yoktur, zira bu durum mağdurun mağduriyetini gidermez.