AYM'nin Kadri Enis Berberoğlu (3) kararında, hak ihlali kararının gönderileceği 'ilgili mahkeme'yi belirleme yetkisinin AYM'de olduğu belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği bir durumda, AYM'nin ihlal kararını ve yeniden yargılama görevini istinaf mahkemesine değil de ilk derece mahkemesine göndermesinin usul hukuku açısından gerekçeleri ne olabilir?
AYM'nin, kesinleşmiş bir hüküm sonrası ihlal kararını ve yeniden yargılama görevini kanun yolu merciine (istinaf/temyiz) değil de ilk derece mahkemesine göndermesinin birçok usul hukuku gerekçesi vardır: 1) Yargılamanın Bütünlüğü: Yargılama bir bütündür ve delillerin toplandığı, tartışıldığı ve kararın ilk elden verildiği yer ilk derece mahkemesidir. İhlal genellikle bu aşamadaki işlemlerden kaynaklanır. Yeniden yargılama, delillerin yeniden değerlendirilmesini, tanıkların tekrar dinlenmesini gerektirebilir. Bu işlemler, yapıları gereği kanun yolu mahkemelerinin değil, ilk derece mahkemelerinin görevidir. 2) Usul Ekonomisi: Dosyanın doğrudan yargılamayı en başından itibaren yürütebilecek olan ilk derece mahkemesine gönderilmesi, istinaf mahkemesinin dosyayı bozup tekrar ilk derece mahkemesine göndermesi gibi bir ara aşamayı ortadan kaldırarak süreci hızlandırır. 3) Kanun Yolu Mahkemelerinin Görevi: İstinaf ve temyiz mahkemelerinin asli görevi, ilk derece mahkemesi kararlarının hukuki ve maddi denetimini yapmaktır; sıfırdan bir yargılama yapmak (tahkikat) değildir. Yeniden yargılama ise bir tahkikat sürecini gerektirir. 4) 6216 Sayılı Kanun'un Lafzı: Kanun, kararın 'ilgili mahkemeye' gönderileceğini belirtmekte, bu konuda bir derece sıralaması öngörmemektedir. Bu da AYM'ye, ihlalin niteliğine ve giderilme yöntemine göre en uygun mahkemeyi seçme konusunda takdir yetkisi tanımaktadır. Bu nedenlerle AYM, ihlalin en etkin ve hızlı şekilde giderileceği merci olarak genellikle ilk derece mahkemesini belirlemektedir.