Bir hekim, hastasına uygulayacağı A tedavisi için hastayı aydınlatmış ve onamını almıştır. Ancak ameliyat sırasında beklenmedik bir durum ortaya çıkmış ve hastanın hayatını kurtarmak için onamı alınmamış olan B tedavisine geçmek zorunlu hale gelmiştir. Hekimin bu durumda onam dışı bir müdahalede bulunmasının hukuka uygunluk sebebini, 'genişletilmiş onam' (varsayımsal onam) ve 'zorunluluk hali' (TCK m. 25) kavramlarıyla açıklayınız. Bu durumun estetik ameliyatlarda uygulanabilirliğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #337145

Hekimin bu onam dışı müdahalesi, 'varsayımsal onam' ve TCK m. 25'teki 'zorunluluk hali' ile hukuka uygun hale gelir. 'Varsayımsal onam', hastanın bilinci açık olsaydı ve kendisine durum izah edilseydi, hayatını kurtaracak veya daha ağır bir zarardan koruyacak bu ek müdahaleye makul olarak rıza göstereceğinin varsayılmasıdır. Bu, hastanın menfaatine olan bir durumdur. Daha da temel hukuka uygunluk nedeni, 'zorunluluk hali'dir. Hekim, kendisinin veya başkasının bir hakkına yönelik ağır ve muhakkak bir tehlikeyi başka suretle bertaraf edemeyecekse, bu tehlikeyi önlemek için bir fiil işleyebilir. Burada, hastanın 'yaşam hakkı' veya 'sağlık hakkı' ağır bir tehlike altındadır. Hekim, bu üstün hakkı korumak için, hastanın daha az önemli olan 'vücut bütünlüğüne dokunulmaması' hakkını ihlal etmektedir. Bu, TCK m. 25/2 anlamında tipik bir zorunluluk halidir ve hekimin fiilini hukuka uygun kılar. Ancak bu durum, estetik ameliyatlar gibi aciliyeti ve hayati tehlikesi olmayan müdahaleler için geçerli değildir. Estetik ameliyat sırasında, planlanmamış ek bir estetik müdahale (örneğin, burun estetiği yaparken onam alınmadan kepçe kulak düzeltmesi) yapılması, zorunluluk hali kapsamına girmez ve hastanın rızası dışında olduğu için hukuka aykırı bir fiil (kasten yaralama) teşkil eder. Bu tür durumlarda hekim, ameliyatı sonlandırıp, hasta uyandıktan sonra durumu izah edip yeni bir onam almalıdır.